![]() |
| Ercüment Behzat Lav |
Ercüment Behzat Lav Kimdir?
Şehzadebaşı / İstanbul
İstanbul
Ercüment Behzat Lav, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde serbest ölçüyü ilk kullananlardan biri olarak edebiyat tarihindeki yerini almıştır. Ölçülü-uyaklı şiire ilk karşı çıkan seslerden biri olan Lav, Berlin'de tanıştığı dadaizm, fütürizm, kübizm ve sürrealizmin etkilerini Türk şiirine taşımış; ancak bu akımların hiçbirine körce bağlanmadan özgün bir sentez geliştirmiştir.
Şair, yazar ve tiyatrocu kimliklerini aynı anda taşıyan Lav, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda oyunculuk ve yönetmenlik, İstanbul Konservatuarı'nda öğretmenlik yapmıştır. Öğrencileri arasında Yıldız Kenter gibi Türk tiyatrosunun en büyük isimleri yer almaktadır. Toplumcu görüşünü savunarak Nazım Hikmet'in yanında yer almış ve pek çok eleştirmen tarafından onun üslubuna en yakın şiirler yazan isim olarak değerlendirilmiştir.
Hayatı ve Ailesi
Ercüment Behzat Lav, 15 Kasım 1903'te İstanbul Şehzadebaşı'nda, Letafet Apartmanı'nda dünyaya geldi. Dedesi Miralay Mahmut Raşit ve babası Hasan Sıtkı Bey, sahra topçu kumandanlığı yapmış şair kişilerdi; şiir zevkini bu aileden devraldığını kendisi de ifade etmiştir. Ancak ona asıl şiiri sevdiren dayısı olmuştur.
Babası Bingazi'de görev yaparken Ercüment, orada bir Cizvit okulunda ilkokula başladı. İtalya ile savaş başlayınca aile İstanbul'a döndü; Assomption okulu ve Hadıka-i Meşveret Mektebi'nde öğrenim gördü. 1912'deki Balkan Savaşı döneminde babasını kaybetti. Ortaöğrenimini İstanbul Sultanisi'nde tamamladı.
Pasaportunun doğum tarihi olarak 1902'yi göstermesi, kaynaklardaki çelişkinin nedenidir. Araştırmacıların büyük çoğunluğu 15 Kasım 1903 tarihini esas almaktadır.
Eğitim ve Berlin Yılları
Tiyatroya olan ilgisi lise yıllarında belirginleşen Ercüment Behzat, 1919'da Yeni Sahne'nin sınavını kazandı; ancak üstlendiği rol başkasına verilince ayrıldı. Kısa süre sonra İbnürrefik Ahmet Nuri Bey aracılığıyla Dârülbedayi kadrosuna alındı ve ilk önemli tiyatro adımını burada attı.
Şiir Anlayışı ve Biçimsel Yenilikler
Ercüment Behzat Lav, Türk şiirinde geleneğe karşı çıkan ilk isimlerden biridir. Ölçü ve uyakla değil, sözcüğün ses uyumuyla, kalın-ince harflerin sessizlerle olan ilişkileriyle ve çağrışım kapılarını açık bırakan imgelerle kurdu şiirini.
Berlin Sonrası İlk Dönem: S.O.S. ve Kaos
Berlin'de dadaizmin etkisiyle biçime olağanüstü önem verdi, alışılmış şiir kalıplarının dışına çıktı. Fütürizmin etkisiyle sözcüklerin ve seslerin kullanımını ön plana çıkardı; ölçü ve uyağa karşı çıktı. Sürrealizmin etkisiyle şiirde anlamın okuyucunun çağrışımlarıyla tamamlanabileceğini savundu. Bu dönem şiirlerinin temel özelliği öfkenin alaya, acımanın ironiye dönüştüğü keskin bir toplumsal başkaldırıdır.
Biçim dikenli geometri / Düzgünlü mısra çakıl taşı /
Kalıp kafiye akla köstek / Yalnız gözle okunması için şiirin /
Buğulu aynadan ahengi sil — Ercüment Behzat Lav, Prologia (Açıl Kilidim Açıl)
İkinci Dönem: Açıl Kilidim Açıl
1934-1940 yıllarının ürünlerini kapsayan bu kitapta şair, toplumsal temalardan biraz uzaklaşarak masalsı ve imgeci bir dünyaya yöneldi. Gerçeküstücü imgeleme çok yakın duran bu dönemde sözcük, dize içindeki ses uyumuyla işlev kazanır. Eleştirmen Ahmet Oktay bu dönem için şunu söyler:
Ercümend Behzad'ın bence asıl önem taşıyan ilk üç kitabında imgeci bir kimlik egemendir. Gerçeküstücü imgelemeye çok yakın durmaktadır Lav. — Ahmet Oktay
Mau Mau ve Üç Anadolu: Olgunluk Dönemi
1962'de yayımlanan Mau Mau, Afrika kurtuluş hareketlerini ele alır; Afrika folklorundan öğeler taşıyan bu kitap hümanist kaygıların öne çıktığı bir dönemin ürünüdür. 1964'teki Üç Anadolu ise toplumsal içeriği destansı bir boyuta taşır: Selçuklu ve Osmanlı tarihi, yarı sömürge dönemi ve çağdaş sorunlar bu kitabın üç ana eksenidir.
İroni ve Toplumsal Duyarlılık
Ercüment Behzat Lav'ın şiirini diğerlerinden ayıran en belirgin özellik ironiyi sistematik biçimde kullanmasıdır. Yerginin, toplumsal gözlemin ve iğnelemenin bir arada işlendiği bu şiirler, onun hem deneyci hem de toplumcu kimliğinin doğal bir yansımasıdır. Türk şiirinde ironik şiir türünün ilk önemli temsilcilerinden biri olarak değerlendirilmesi bu nedenle tesadüf değildir.
Tiyatro ve Diğer Çalışmaları
Ercüment Behzat Lav'ın sanat hayatı yalnızca şiirle sınırlı değildir. Oyunculuk, yönetmenlik, öğretmenlik, spikerlik ve gazetecilik gibi birbirinden farklı alanlarda etkin bir yaşam sürdürmüştür.
İki tiyatro oyunu kaleme aldı. 1940 tarihli Karagöz Stepte, Cumhuriyet rejimi ile öncesini karşılaştırır; geleneksel Karagöz figürünü modern bir bağlama taşır. Altın Gazap ise "Putlar soytarısı Asur Banipal'in somurtluk güldürüsü" olarak tanımladığı, geçmişe ve geleceğe göndermeler içeren keskin bir çağ eleştirisidir. Nazım Hikmet'in Jokond ile Si-Ya-u adlı şiirini de tiyatro metnine dönüştürdü.
Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Ankara Postası, Karım Beni Aldatırsa ve Bir Millet Uyanıyor filmlerinde oyuncu olarak da yer aldı. Konservatuardaki hocalık yılları ise Türk tiyatrosunun gelecek kuşaklarını yetiştirdiği dönem olarak tarihe geçti.
Başlıca Eserleri
📖 Şiir Kitapları
- S.O.S. 1931 / 1965
- Kaos 1934 / 1965
- Açıl Kilidim Açıl 1940 / 1965
- Mau Mau 1962
- Üç Anadolu 1964
- Altın Gazap 1971
- Bütün Eserleri (haz. D. Hızlan) 1996
🎭 Tiyatro
- Karagöz Stepte 1940
- Altın Gazap —
- Jokond ile Si-Ya-u uyarlama
🎬 Sinema
- Ankara Postası oyuncu
- Karım Beni Aldatırsa oyuncu
- Bir Millet Uyanıyor oyuncu
📻 Diğer
- Radyo spikerliği ve yayın şefliği —
- Gazetecilik —
- İstanbul Konservatuarı öğretmenliği 1951–1961
Mirası ve Türk Şiirindeki Yeri
Ercüment Behzat Lav, Türk şiirinde 1930-40 kuşağının yol açıcı isimlerinden biri olarak değerlendirilir. S.O.S., Kaos ve Açıl Kilidim Açıl kitaplarıyla serbest ölçünün ve deneyci şiir anlayışının kapısını araladı; bu katkı, Garip hareketinin ve sonraki kuşakların önünü açan bir zemin hazırladı.
Bununla birlikte Lav, Türk edebiyatında hak ettiği ilgiyi her zaman görememiştir. Eleştirmen Doğan Hızlan'ın "araya sıkışan şair" nitelendirmesi bu durumu özetler: Bir yanda Nazım Hikmet'in devrimci coşkusu, öte yanda Garip'in sadelik ideali arasında sıkışan Lav, her iki akımın da tam dışında kaldı.
S.O.S.'in ikinci baskısının 1965'te dinsel inançları aşağılama iddiasıyla toplatılması, onun hem toplumsal tavrının hem de dönemin kısıtlayıcı atmosferinin simgesi oldu. Tüm eserleri 1996'da Doğan Hızlan editörlüğünde Yapı Kredi Yayınları tarafından bir araya getirildi.
Sık Sorulan Sorular
Ercüment Behzat Lav kimdir?
Ercüment Behzat Lav'ın ilk şiir kitabı hangisidir?
Ercüment Behzat Lav hangi akımlardan etkilenmiştir?
Ercüment Behzat Lav kaç kitap yazmıştır?
Ercüment Behzat Lav ile Nazım Hikmet arasındaki ilişki nedir?
Kaynaklar
- Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü. "Ercümend Behzad Lav" teis.yesevi.edu.tr
- Biyografiler.com. "Ercüment Behzat Lav". biyografiler.com
- Yurdakul, Şükran. Çağdaş Türk Edebiyatı 3: Cumhuriyet Dönemi. İstanbul: Evrensel Basım Yayın, 1994.
- Hızlan, Doğan. "Araya Sıkışan Şair: Ercüment Behzad Lav". Nar, Mayıs-Haziran 1995.
- Lav, Ercüment Behzat. Bütün Eserleri. (haz. Doğan Hızlan). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1996.
- Demirkan, E. "Ercümend Behzad Lav (Hayatı, Sanatı, Eserleri)". Hacettepe Üniversitesi, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, 1996.
✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz.
"Lav, Türk edebiyatında hak ettiği ilgiyi her zaman görememiştir. Eleştirmen Doğan Hızlan'ın "araya sıkışan şair" nitelendirmesi bu durumu özetler: Bir yanda Nazım Hikmet'in devrimci coşkusu, öte yanda Garip'in sadelik ideali arasında sıkışan Lav, her iki akımın da tam dışında kaldı."
YanıtlaSil