Başlangıçtan Günümüze Türk Şiir Tarihi:
1. İslamiyet Öncesi Türk Şiiri (… – 10. Yüzyıl)
* Dönemin Özellikleri:
* Dil: Saf Türkçe, yabancı etkilerden uzak.
* Nazım Birimi: Genellikle dörtlük.
* Ölçü: Milli ölçümüz olan hece ölçüsü.
* Uyak: Genellikle yarım uyak.
* Tema: Doğa sevgisi, kahramanlık, ölüm (sagu), aşk, günlük yaşam.
* Şairler:
Bu dönemin şairleri anonimdir. Şaman, kam, baksı, ozan gibi adlarla anılan kişiler tarafından icra edilirdi.
* Başlıca Nazım Biçimleri ve Türleri:
* Koşuk: Aşk, doğa, yiğitlik gibi konuları işleyen, sığır ve şölen törenlerinde söylenen lirik şiirler.
* Sagu: Ölen bir kişinin ardından duyulan üzüntüyü dile getiren, yuğ törenlerinde söylenen ağıtlar (Alp Er Tunga Sagusu en bilinen örneğidir).
* Destan: Toplumu derinden etkileyen kahramanlık, göç, kıtlık gibi olayları anlatan uzun manzum hikayeler (Oğuz Kağan Destanı, Ergenekon Destanı gibi).
* Sav: Atasözü niteliğindeki özlü sözler.
Hikaye/Anlatı: Düşünün ki, bir "şölen"de, yani büyük bir ziyafette, elinde kopuzuyla bir ozan ortaya çıkıyor. Ateşin etrafında toplanmış topluluğa, baharın gelişini, tabiatın uyanışını coşkulu bir dille anlatan koşuklar söylüyor. Ya da yiğit bir alpın ölümünün ardından düzenlenen "yuğ" töreninde, onun kahramanlıklarını ve erdemlerini dile getiren, dinleyenleri gözyaşlarına boğan bir sagu yankılanıyor bozkırda. İşte bu, şiirin hayatla iç içe olduğu, toplumsal bir işlev gördüğü bir dönemdir.
2. İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Şiiri (10. Yüzyıl – 19. Yüzyıl Ortaları)
Türklerin İslamiyet’i kabulüyle birlikte edebiyatımızda yeni bir dönem başlar. Arap ve Fars edebiyatlarının etkisiyle Divan Edebiyatı doğarken, halk arasında sözlü gelenek Halk Edebiyatı şeklinde devam eder.
2.1. Divan Şiiri (Klasik Türk Şiiri)
* Dönemin Özellikleri:
* Dil: Arapça ve Farsça kelime ve tamlamaların yoğun olduğu, "Osmanlı Türkçesi" olarak da adlandırılan bir dil.
* Nazım Birimi: Genellikle beyit.
* Ölçü: Aruz ölçüsü.
* Uyak: Genellikle tam ve zengin uyak; göz için kafiye anlayışı.
* Tema: Aşk (ilahi ve beşeri), şarap, sevgili, tabiat (kalıplaşmış imgelerle), din, tasavvuf, övgü, yergi.
* Sanat Anlayışı: "Sanat için sanat" anlayışı hakimdir. Soyut ve idealize edilmiş bir dünya anlatılır. Mazmun adı verilen kalıplaşmış benzetme ve mecazlar sıkça kullanılır.
* Başlıca Şairler ve Dönemler:
* Kuruluş Dönemi (13.-14. yy): Hoca Dehhani (Divan şiirinin ilk temsilcisi), Mevlana Celaleddin Rumi (Mesnevi), Sultan Veled, Ahmed Fakih, Şeyyad Hamza, Gülşehri.
* Klasik Dönem (15.-16. yy): Şeyhi, Ahmed Paşa, Necati Bey, Fuzuli (Duygu ve ıstırap şairi, "Su Kasidesi"), Baki (Rindane şair, "Kanuni Mersiyesi"), Zati, Hayali Bey.
* Sebk-i Hindi Akımı Etkisi (17. yy): Nef’i (Hiciv ve kaside ustası), Naili, Neşati, Şeyhülislam Yahya. Bu akımda anlam derinliği, yeni ve girift hayaller ön plandadır.
* Mahallileşme Akımı ve Son Dönem (18. yy): Nedim (Lale Devri şairi, şarkı türünün en önemli ismi, dünyevi zevkler), Şeyh Galip (Divan şiirinin son büyük ustası, Hüsn ü Aşk mesnevisi, Sebk-i Hindi'nin özgün bir yorumcusu).
Hikaye/Anlatı: Fuzuli'nin Bağdat'ta, Kerbela'nın yakıcı çöllerinde, ilahi bir aşkın verdiği ıstırapla kıvrandığını hayal edin. Onun için "aşk" hem beşeri bir özlem hem de Tanrı'ya ulaşma arzusunun bir yansımasıdır. Şiirleri, bu derin acıyı ve özlemi en sanatlı biçimde dile getirir. Ya da Lale Devri'nde, İstanbul'un Sa'dabad eğlencelerinde Nedim'in, sevgilinin güzelliğini, baharın coşkusunu ve hayatın geçiciliğini neşeli şarkılarla dile getirdiğini düşünün. İşte Divan şiiri, böylesine farklı ruh hallerini ve temaları barındıran, yüksek bir zevkin ürünüdür.
2.2. Halk Şiiri
Halkın içinden çıkan, halkın diliyle söylenen ve genellikle sözlü gelenekte yaşayan bir şiirdir.
* Dönemin Özellikleri:
* Dil: Sade, anlaşılır halk Türkçesi.
* Nazım Birimi: Genellikle dörtlük.
* Ölçü: Hece ölçüsü.
* Uyak: Genellikle yarım ve cinaslı uyak.
* Tema: Aşk, doğa sevgisi, kahramanlık, toplumsal sorunlar, ölüm, gurbet, din ve tasavvuf (Tekke şiirinde).
* Sanat Anlayışı: Toplum için sanat anlayışına daha yakındır. Somut ve gerçekçi bir dünya anlatılır.
* Halk Şiirinin Kolları:
* Anonim Halk Şiiri: Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı olan şiirler (Mani, Türkü, Ninni, Ağıt).
* Âşık Tarzı Halk Şiiri: Saz eşliğinde söylenen, şairinin adı genellikle son dörtlükte ("tapşırma") geçen şiirler (Koşma, Semai, Varsağı, Destan). Önemli âşıklar: Köroğlu (16. yy, yiğitlik), Karacaoğlan (17. yy, aşk ve doğa), Âşık Ömer, Gevheri, Dertli, Erzurumlu Emrah, Seyrani, Dadaloğlu (19. yy, kavga ve isyan).
* Tekke (Tasavvufi Halk) Şiiri: Dini-tasavvufi düşünceleri yaymak amacıyla yazılan, genellikle didaktik şiirler (İlahi, Nefes, Deme, Nutuk, Şathiye). Önemli temsilciler: Yunus Emre (13.-14. yy, ilahi aşkın ve hoşgörünün sesi), Hacı Bektaş-ı Veli, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal (16. yy, isyan ve deyişler).
Hikaye/Anlatı: Yunus Emre'nin "Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü" diyerek tüm insanlığı kucaklayan, derin bir hoşgörü ve sevgiyle dolu ilahilerini düşünün. Onun şiirleri, Anadolu insanının gönlünde yüzyıllardır taht kurmuştur. Ya da Karacaoğlan'ın Toroslar'da, sevdiği Elif'e yazdığı, doğanın tüm güzelliklerini ve aşkının coşkusunu yansıtan koşmaları... Halk şiiri, işte bu toprağın sesidir, insanımızın ruhudur.
3. Batı Etkisinde Gelişen Türk Şiiri (19. Yüzyıl Ortaları – Günümüz)
Osmanlı Devleti'nin Batı'ya açılmasıyla birlikte edebiyatımız da Batı edebiyatlarından etkilenmeye başlar. Bu dönem, Tanzimat ile başlar ve günümüze kadar çeşitli evrelerden geçerek devam eder.
3.1. Tanzimat Dönemi Şiiri (1860 – 1896)
* Dönemin Özellikleri:
* Amaç: Şiire yeni kavramlar ve temalar (hak, hukuk, adalet, vatan, millet, hürriyet) sokmak. Toplumu eğitmek.
* Dil: Divan şiirine göre daha sadeleşme çabası olsa da, özellikle ilk dönemde eskiye bağlılık sürer.
* Biçim: İlk dönemde Divan şiiri nazım biçimleri (gazel, kaside) kullanılsa da içerik yenidir. İkinci dönemde Batı'dan alınan nazım biçimleri (sone, terza-rima gibi) denenmeye başlar.
* Sanat Anlayışı: "Toplum için sanat" anlayışı ön plandadır.
* Önemli Şairler:
* Birinci Dönem (1860-1876): Şinasi (İlk bilinçli yenilikçi, "Tercüme-i Manzume"), Ziya Paşa (İkilem şairi, "Terkib-i Bend"), Namık Kemal (Vatan şairi, "Hürriyet Kasidesi").
* İkinci Dönem (1876-1896): Recaizade Mahmut Ekrem ("Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir", "Zemzeme"), Abdülhak Hamit Tarhan (Şair-i Azam, tezatlar şairi, "Makber", "Sahra"), Muallim Naci (Eski-yeni tartışmasında eskiyi savunan ama yeniliklere de açık).
* Edebi Tartışma: "Eski-Yeni" tartışması bu döneme damgasını vurur. Recaizade Mahmut Ekrem "kulak için kafiye" anlayışını savunurken, Muallim Naci "göz için kafiye" anlayışını sürdürmek ister.
3.2. Servet-i Fünûn Şiiri (Edebiyat-ı Cedide) (1896 – 1901)
Recaizade Mahmut Ekrem'in yönlendirmesiyle Servet-i Fünûn dergisi etrafında toplanan gençlerin oluşturduğu bir edebiyat hareketidir.
* Dönemin Özellikleri:
* Sanat Anlayışı: "Sanat için sanat" anlayışı hakimdir.
* Dil: Arapça ve Farsçadan yeni kelimeler ve tamlamalarla yüklü, son derece ağır, sanatlı bir dil.
* Tema: Bireysel konular, karamsarlık, hayal kırıklığı, melankoli, aşk, doğa (ancak gerçek doğadan çok kitaplardan öğrenilmiş, hayali bir doğa).
* Biçim: Batı'dan alınan nazım biçimleri (sone, terza-rima, triyole, serbest müstezat) ustalıkla kullanılır. Aruz ölçüsü Türkçeye başarıyla uygulanır.
* Akımlar: Parnasizm (biçim mükemmelliği) ve Sembolizm (anlam kapalılığı, müzikalite) etkileri görülür.
* Önemli Şairler:
Tevfik Fikret (Topluluğun lideri, karamsar ve bireysel şiirler, daha sonra toplumcu şiire yönelir "Sis", "Rübab-ı Şikeste"), Cenap Şahabettin (Sembolist şiirin önemli temsilcisi, "Elhan-ı Şita"), Halit Ziya Uşaklıgil (Asıl romancı olsa da mensur şiirleriyle etkili).
Hikaye/Anlatı: Tevfik Fikret'in, dönemin siyasi baskısı ve toplumsal çürümüşlüğü karşısında duyduğu derin bir umutsuzlukla İstanbul'a lanetler yağdırdığı "Sis" şiirini düşünün. Ya da Cenap Şahabettin'in, kimsenin kullanmadığı Arapça-Farsça kelimelerle, karın yağışını adeta bir tablo gibi betimlediği "Elhan-ı Şita" (Kış Nağmeleri) şiirindeki müzikalite ve imge zenginliği... Servet-i Fünûn, Batılılaşmanın getirdiği bir içe kapanışın ve estetik arayışın şiiridir.
3.3. Fecr-i Âti Şiiri (1909 – 1912)
Servet-i Fünûn'a tepki olarak ortaya çıkan ancak onun etkisinden pek de kurtulamayan kısa süreli bir topluluktur. "Sanat şahsi ve muhteremdir" sloganıyla yola çıkmışlardır.
* Dönemin Özellikleri:
* Servet-i Fünûn'un bir devamı niteliğindedir. Dilleri daha da ağırlaşmıştır.
* Sembolizm etkisi daha belirgindir.
* Önemli Şairler:
Ahmet Haşim (Topluluğun en önemli ve en özgün şairi, "Piyale", "Göl Saatleri", saf şiir anlayışının öncülerinden). Diğerleri (Emin Bülent Serdaroğlu, Tahsin Nahit) onun gölgesinde kalmıştır.
3.4. Milli Edebiyat Dönemi Şiiri (1911 – 1923)
Balkan Savaşları ve Trablusgarp Savaşı'nın yarattığı ulusal bilinçle şekillenen bir dönemdir. Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp'in Selanik'te çıkardığı "Genç Kalemler" dergisi bu hareketin başlangıcı sayılır.
* Dönemin Özellikleri:
* Dil: Sade Türkçe (Yeni Lisan Hareketi). İstanbul konuşması esas alınır. Arapça ve Farsça dilbilgisi kuralları ve tamlamalar atılır.
* Ölçü: Hece ölçüsü yaygınlaşır.
* Tema: Milliyetçilik, Türklük bilinci, Anadolu, halk hayatı, kahramanlık, vatan sevgisi.
* Sanat Anlayışı: "Toplum için sanat" anlayışı yeniden ön plana çıkar. Didaktik bir eğilim görülür.
* Önemli Şairler ve Gruplar:
* Ziya Gökalp: Hareketin ideoloğu, Türkçülük düşüncesini sistemleştiren şair.
* Mehmet Emin Yurdakul: "Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur" dizesiyle tanınan, "Türk Şairi", "Milli Şair" olarak anılan isim.
* Beş Hececiler: (Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek). Hece ölçüsünü ustalıkla kullanmışlar, Anadolu'yu ve memleket sevgisini işlemişlerdir. Faruk Nafiz'in "Sanat" şiiri bu anlayışın manifestosu gibidir.
3.5. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri (1923 – Günümüz)
1. Cumhuriyet’in İlk Yılları ve Beş Hececiler (1923–1940)
Cumhuriyet’in ilk yıllarında şiir, büyük ölçüde Millî Edebiyat anlayışının devamı niteliğindedir. Bu dönemde şiirde milliyetçilik, Anadolu sevgisi, yurt güzellikleri ve inkılapların yüceltilmesi gibi temalar ön plana çıkmıştır. Dilin sadeleştirilmesi ve halkın anlayabileceği bir şiir dili oluşturulması temel amaçlardan biridir.
Bu dönemin en belirgin topluluğu Beş Hececilerdir. Şairler, hece ölçüsünü kullanarak halk şiiri geleneğini çağdaş bir anlayışla sürdürmeyi hedeflemişlerdir.
Beş Hececiler:
Faruk Nafiz Çamlıbel
Orhan Seyfi Orhon
Yusuf Ziya Ortaç
Halit Fahri Ozansoy
Enis Behiç Koryürek
Faruk Nafiz’in Han Duvarları adlı şiiri, Anadolu merkezli şiirin en önemli örneklerinden biri kabul edilir (Kaplan, 2019).
2. Toplumcu Gerçekçi Şiir ve Nazım Hikmet
Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde en köklü yenilik, Nazım Hikmet ile gerçekleşmiştir. Nazım Hikmet, Türk şiirinde serbest nazımı yerleştirmiş; şiiri ideolojik, toplumsal ve estetik bir bütün hâline getirmiştir.
Özellikler
Serbest ölçü ve ritim
Toplumsal adalet, emek, sınıf çatışması
Epik anlatım ve güçlü imgeler
Nazım Hikmet’in şiiri, 1940’lı yıllardan itibaren toplumcu gerçekçi şiirin gelişmesini sağlamış; Rıfat Ilgaz, Ahmed Arif, Cahit Külebi gibi şairler bu çizgide eserler vermiştir (Enginün, 2012).
3. Garip Akımı (Birinci Yeni)
1940’lı yıllarda ortaya çıkan Garip Akımı, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde radikal bir kırılmayı temsil eder.
Temel Özellikler
Ölçü ve uyağın kaldırılması
Günlük konuşma dili
Sıradan insan ve gündelik hayat
Mizah ve ironi
Garipçiler, şiirin elit bir sanat olmaktan çıkarak halkın günlük yaşamına temas etmesi gerektiğini savunmuşlardır (Okay, 2014).
4. İkinci Yeni Şiiri (1950–1965)
İkinci Yeni, Garip Akımı’nın yalın ve gündelik söylemine tepki olarak doğmuştur. Bu akımda şiir, anlamdan çok dil, imge ve çağrışım üzerine kuruludur.
Özellikler
Soyut ve kapalı anlatım
Bireysel bilinç ve bilinçaltı
Alışılmamış bağdaştırmalar
Temsilciler
Cemal Süreya
Edip Cansever
Turgut Uyar
Ece Ayhan
İlhan Berk
İkinci Yeni, Türk şiirini modernist ve evrensel bir düzleme taşımış, sonraki kuşakları derinden etkilemiştir (Kahraman, 2016).
5. 1960 Sonrası Toplumcu ve Bireysel Eğilimler
1960’lı yıllardan sonra Türk şiiri, toplumsal duyarlık ile bireysel arayışları birlikte ele alan bir çizgiye yönelmiştir. Toplumcu şiir, bu dönemde daha estetik ve bireysel bir söyleyiş kazanmıştır.
Önemli Şairler
Ataol Behramoğlu
İsmet Özel
Gülten Akın
Bu şairler, ideolojik söylemi bireysel duyarlık ve estetik kaygılarla dengelemeye çalışmışlardır.
6. 1980 Sonrası Türk Şiiri
1980 askeri darbesi sonrasında şiir, politik söylemden kısmen uzaklaşmış; bireysellik, kimlik, yabancılaşma ve varoluş temalarına yönelmiştir. Postmodern anlatım biçimleri ve metinlerarasılık bu dönemde yaygınlaşmıştır.
Temsilciler
Haydar Ergülen
Lale Müldür
Küçük İskender
Enis Batur
Bu dönem, Türk şiirinde biçimsel ve dilsel deneylerin yoğunlaştığı bir evre olmuştur (Enginün, 2012).
7. 2000’li Yıllar ve Günümüz Türk Şiiri
2000 sonrası Türk şiiri, tek bir akım etrafında toplanmayan, çoğulcu bir yapı sergilemektedir. Dijital kültür, küreselleşme, kimlik tartışmaları ve bireysel deneyimler şiirin ana temaları arasındadır.
Serbest şiir yaygınlığını sürdürürken; feminist, ekolojik ve postmodern yaklaşımlar da günümüz şiirinde belirginleşmiştir.
Hikaye/Anlatı:* Garip Akımı: Orhan Veli'nin "Kitabe-i Seng-i Mezar" şiirinde "Yazık oldu Süleyman Efendi'ye" dizesiyle, sıradan bir insanın basit derdini şiire taşıması, o döneme kadar alışılagelmiş "yüksek" konuların dışına çıkılması devrimci bir etki yaratmıştır. Şiiri sokağa indirmişlerdir.
* İkinci Yeni: Turgut Uyar'ın "Göğe Bakma Durağı"nda sevgilisine seslenirken kurduğu soyut ve çağrışıma açık imgeler, okuyucuyu kendi yorumunu yapmaya davet eder. Şiir, artık sadece anlaşılır olmak zorunda değildir; hissettirmesi, düşündürmesi, dilin sınırlarını zorlaması da önemlidir.
* Nâzım Hikmet: "Memleketimden İnsan Manzaraları" ile sadece bir şair değil, aynı zamanda bir toplum tarihçisi gibi davranmış, farklı kesimlerden insanların hayatlarını epik bir dille anlatmıştır. Onun şiiri, hem biçimsel yenilikler (serbest nazım, sinematografik anlatım) hem de içerdiği güçlü toplumsal mesajlarla dünya çapında yankı bulmuştur.
Türk şiiri, İslamiyet öncesi dönemdeki saf ve coşkulu anlatımından Divan şiirinin sanatlı ve soyut dünyasına, Halk şiirinin samimi ve içten sesinden Tanzimat'la başlayan Batılılaşma ve modernleşme çabalarına uzanan uzun ve zengin bir yolculuk yapmıştır. Cumhuriyet dönemi ise bu birikimin üzerine inşa edilen, sayısız renk ve sese sahip, dinamik bir şiir ortamı sunmuştur. Garip'in yıkıcılığından İkinci Yeni'nin soyutlamalarına, toplumcu gerçekçiliğin kitlelere seslenişinden 1980 sonrası bireysel ve imgeci arayışlara kadar her dönem, Türk şiirinin kendini yenileme ve ifade gücünü artırma çabasının bir göstergesidir.
[AÇIKLAMALAR VE KAYNAKLAR]
#Açıklamalar:
- Enginün, İ. (2012). Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı. İstanbul: Dergâh Yayınları.
- Kahraman, H. B. (2016). Modern Türk Şiiri. İstanbul: Everest Yayınları.
- Kaplan, M. (2019). Türk Edebiyatı Üzerine Araştırmalar. İstanbul: Dergâh Yayınları.
- Okay, O. (2014). Edebiyat ve Kültür Dünyamız. İstanbul: Dergâh Yayınları.
- Parlatır, İ. (2010). Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri. Ankara: Akçağ Yayınları.
- Yavuz, H. (2005). Şiir ve Zihin. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Hiç yorum yok
Siz bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yazarak katkıda bulunabilirsiniz.