küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde… Üzerine — Şiir Analizi ve İnceleme
"Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni"
Şiir
küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…
Şair
Onur Caymaz (1977– )
Konu
küçük İskender'in şiir yazma eylemine adanmış uzun bir ithaf şiiri; kâğıt, daktilo, İstanbul ve direniş
Edebi Dönem
Çağdaş Türk Şiiri / Metropol Liriği / 2020'ler
Tematik Odak
Şiir yazma eylemi, ithaf, İstanbul imgesi, kâğıt ve kül, şairin ölümüne yas
Kaynak
Yazılış: Eylül–Kasım 2022 · Yayın: onurcaymaz.com, 28 Şubat 2023
Analitik Notlar
"küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…", Onur Caymaz'ın Eylül–Kasım 2022 arasında kaleme alıp 28 Şubat 2023'te kişisel sitesinde yayımladığı bu uzun şiir, 3 Temmuz 2019'da hayatını kaybeden küçük İskender'e — Derman İskender Över'e — adanmış bir yas ve ithaf manifestosudur. Şiir, "bir şiiri bitirmek" eylemini eksen olarak kullanır ve İskender'in şiir yazma sürecini adım adım taşıyarak yeniden inşa eder: daktilo, kâğıt, civarında patlayan silah satışları, soğuk yaldızlı çekiç, el bombası — yazma eylemi hiç bu kadar fiziksel ve tehlikeli tasvir edilmemiştir. Açılış dizesi "dağlar çığlık çığlığadır kâğıdını çıkarınca daktilodan" bunu kristal berraklığında ortaya koyar: İskender şiir yazdığında dünya sarsılır.
Şiir boyunca Caymaz, İskender'i kendi sesinden değil bakış açısından yeniden kurar; "İnce İskender", "gözlük kullanmaz yazarken şehrin Memed'i", "Derman diyorlar sana, sana takvimler, uzun yalnız sen, büyük kırık" gibi nitelemeler birer portre çizgisidir. "Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni" dizesi, şiirin tam ortasına gömülü en büyük övgüdür; bu dize sıradan bir methiye değil, evreni küçük İskender'in şiiriyle sabitleyen bir kozmolojik iddia gibi durur. Şiirin uzun ve çoğul coğrafyası — Cağaloğlu, Karaköy, Mecidiyeköy, Narmanlı Han, St Antuan, Gülbağ, Veli Bar — İstanbul'u İskender'in ve şiirin bedenine dönüştürür.
Şiirin son bölümleri yas ve tükenişe doğru kıvrılır: "gücüm yok şiiri bitirecek, dursun, herkes gitti hep, sen de gittin / Ferhan abi, Leyla abla, canım Erhan Bozkurt, kalbim ve sen." Bu satırlarda artık küçük İskender tek başına anılmıyor; ardından giden herkesin ismiyle çoğulan bir yas listesi genişliyor. "bize eski zamanlardan bu yana kalmış, delice dimdik bir höyük" kapanış imgesi ise tüm bu kaybın üstünde dimdik durmayı seçen şiirin kendisinin simgesidir. Caymaz'ın bu şiiri, Türk şiirinde şaire ithaf edilmiş en uzun ve en kişisel şiirlerden biri olarak ayrıcalıklı bir yerde durmaktadır.
küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde… — Onur Caymaz
küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…
dağlar çığlık çığlığadır kâğıdını çıkarınca daktilodan
son harflerini basarken patlar silah satışları şehirde
bilmediğim sokaklarda ünleme benzer karanlık adamlar
sırları var: örgütlenmişler; kalın camlı kahverengi şişeler
bira çürüğü kerpeten, soğuk yaldızlı çekiç ve el bombası
derken fosforlu yelek cebinde turne kapsamında böcekler
bitirirken bir şiiri İskender, ışır şehirde yatılı okul pencereleri
dünyanın tüm suları, akıp gitmek için dalgalanır dizelerinde,
dizler kan içinde, dişlerde birkaç çürük, tırnaklar muntazam
gözlük kullanmaz yazarken şehrin Memed'i, İnce İskender
deli okyanusta kaybolup gidecek beğenmeyip attığı kıtalar
çocukların derisini yüzer, kadınların denizini, erkekler yıldırım
doru atlarla uçup fişekler kuşanarak inerken kahpe Pera'ya
durur hâlâ, sondan iki önceki o eski evinde kalan kasetler
İskender, bir şiiri söküp daktilonun ağzından tekrar okurken
bilet olarak kullanılabilir cehenneme bu solgun pelür kâğıt
başsağlığı telgrafı, barış antlaşması ya da tehdit mektubu
müzelerin sessiz yerlerinde, taşlar arasında loş kış sabahları
birbirinin dudaklarını kanatarak öpüşen iki liselinin aşk anıtı
eninde sonunda kâğıtlar, her şey bir kâğıt olacaktır zaten
İskender'dir, şair, hayatın orta yerine fırlatılmış aşk yanıtı
saatler boşa dönmez artık, otobüsler, tabii ki tam vaktinde
sıcak yaz geceleri sevişmek için ter içinde uyanıp aniden
bir şiirini bitirirken İskender, elinde kırmızı kan kalemi
nisan sularında hülyalı, genç kapıcı kızları içindir son dizesi
Bayburt'tan geçerken kokular çocuk, Çoruh bahar mı kış mı
ırmaktır deli sevinç, donsam mı diye düşünür, taşsam mı
Derman İskender dizelerini karton yangını dosyasında saklarken
Ankara Caddesi'nden Cağaloğlu'na doğru, dergilere verecek
dumanlı korkunç bir kar inecektir Erzurum'dan ötelere doğru
Bamsı Beyrek selam eder Hektor'a, yolun ıssızında bir yerden
beyhude adalet, soyunur ovada, ağzındaki bıçakla, mayıstı
şair herkesi böyle başlar bağışlamaya ve derken Kapalıçarşı
çıkıp Gülbağ'dan Mecidiyeköy'e doğru yokuşu sabah 7.45'te
kan aranıyor anonsları gıcırtılı, titrek dur ihtarı, kılçıklı ruj izleri
biriktirenle biriktirilen karışır otobüslerin yağlı penceresi önünde
şehirde hâlâ çilek hoşafı yapan kuytu lokantalar var İskender!
karışıyor birbirine, karışıyor eşya tabiata çözülüp cisminden
eşya, yakınlığını sorgulamak zorunda kalıyor tarafsız doğayla
ay çözülüyor, an çözülüyor, ah çözülüyor ve kâinat paramparça
kopçalar çözülüyor durmadan, eller, parmak kemikleri, çarşaflar
şarap alır mısın diye sorarlar işe giderken, 7.45, bir kadeh Bourdaeux
ve alın kemiğimdeki çatlaklar, kan revan, iskelelerde ter, buğu içinde
sonra dönüş yolu, son vapurlarda duyduğum sancı ve on dokuz yaşım
Narmanlı Han girişinde taş merdivende bira içiyoruz kimi hayaletlerle
posta kutusunda edebiyat dergisi, 1996, ilk kez sen şiirini bitirirken
keklik besleyen deli kadın vardı avluda, kibrit alevinde kül oldular
St Antuan'ın az ötesindeki muhallebiciyi yangınlar mıydı yok eden!
ve sonra at yarışları ve plaklar ve caz mavisi Veli Bar'ın sokağında
uzayda bir yerden uçup gelmiş kelebeğin dağılıyor kristal kanatları
bir sabah çok erken, gün henüz doğmuş, çırılçıplak, çamur, barikat
konserve kutuları, ölü kediler yalnızlığında Kürt börekçiler, fedai
Derman diyorlar sana, sana takvimler, uzun yalnız sen, büyük kırık
Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni
sana çay; dinlenirsin biraz şair! fay demlesem, düşmen için
bir şiiri bitirirken sen ola ki Amsterdam'da barlar kıpkırmızı
tütün işçilerini hatırladın yazarken, yanık yerlerinde dünyanın
dinlenirsin biraz, otur, öl ve parçalan kayalıklarda! ay demlesem
devrim bir ihtimal falan değildi, hiç olmadı zorgeneral İskender
Darmstadt'da kilisenin önünde, ağır duman içiyordu sakallılar
parktaki punk'çı elemanların arasında jiletli yüzler, kan çizikleri
kahvaltıda jilet yer bunlar, öğlen maket bıçağı, akşam matkap
de gülüm, yüzümüzü bereleyip ineriz dünyaya kışın biz de
yüzün Edirne ayazı Derman İskender, sen şiirini bitirdiğinde
sonra gelincik papatyaya bakıp dudak büzer, seninki beyaz mı der
Azra'dır dayı dayağından, mektupları yere fırlatır postane önünde
kombisi açılmamış odaların duvarlarında Che resimleri, Pink Floyd
hiç zaman kalmadı artık bak, madde tükendi, mana bitti, sonu yolun
şair, bir sigara daha iç de öyle kalkıp bırak bizi ellerine boşluğun
savaş belgeselleri, kimliği belirsiz hocalarla karate ve keş kuaförler
ve sana şiirini bitirdiğinde bir tay demlesem, koşup içmen için
zaman karşısında insan bit; bitler incisidir fukaralığın İskender
gücüm yok şiiri bitirecek, dursun, herkes gitti hep, sen de gittin
yeşil kül tablamda yok oldu İstanbul, biraz huy demlesem
Edip'in öldüğü gün doğan şair, Madımak Katliamı'nda ölen
hangi kıtadayız gece başlarken, nerede olumsuz, nasıl bir mezar
meğer yalnızmışız, özür diliyormuş periler meğer ovada, meleksiz
herkesin herkesi sevişirken sona doğru bıçakladığı çağımızda
kahraman olmaya yeltenmiş ellerimiz varmış, ellerimiz son kişot
Varlık'ta falan değil, Avrupa'da festivaller falan, ne münasebet
bize genç arkadaşların, Muş'ta bir üniversite kantininde üşürken
fotokopiyle çıkardığı fanzin gerek, daha çok fırtına, daha büyük
bize eski zamanlardan bu yana kalmış, delice dimdik bir höyük
batarken her yolcunun yüzüne yüzünü değdirmek isteyen kaptan
her yolcuyla oturup votka içmek için çıldıran deli tayfa batarken
sayemde ölüme gidiyorsunuz diyen vapur! ne fena, kış geliyor
sana biraz çiğ demlesem sabahın buruşuk alnında yanarak sönen
zarif kararlar var, bir mevsim daha biter birazdan şanlı İskender
çıkarırken kâğıdını cebinden, koyarken kan ter içinde çekmeceye
masasında çeşit çeşit bıçak, sigaralar, fularlar, baltalar ve ustura
öyle yazılıyordu çünkü eskiden şiir, şimdiyse boktan bir çete
dağların dizleri titriyor, savaş hatları dayanmıyor ve stepler
Şahkulu Sokak'taki merdiven, Karaköy'de küçücük aralık
İlhan eski Bizans'ta kâhindi, Turgut kışlasındaki deli büyücü
sana gelince, ayrılıkları öğretmek için bize, derimizi yüzdün
hatırlasana Frankfurt'ta sabah, alkolsüz birayla doğarken gün
şık giyinmek gerekliydi diye düşünmüştüm, katiller iyi giyinir
ilk kez öpüşür gibi bir kadınla, çürümüş vişneler, ah İskender
en büyük zorgenaral, sana biraz… sana biraz… konuşsana
bilemiyorum ki nasıl, nedir, ne zaman devrilip gitti bunlar
bitirmeye artık gücüm yok şiiri falan, hepiniz gittiniz, hep
Ferhan abi, Leyla abla, canım Erhan Bozkurt, kalbim ve sen
şu şiir bitince, yani biterse, kalkıp sana biraz hû demlesem!
Eylül – Kasım 2022
— Onur Caymaz
Sıkça Sorulan Sorular
Bu şiir nerede ve ne zaman yayımlanmıştır?
+
Şiir, Onur Caymaz tarafından Eylül–Kasım 2022 arasında yazılmış ve 28 Şubat 2023'te şairin kişisel sitesinde (onurcaymaz.com) yayımlanmıştır. 3 Temmuz 2019'da hayatını kaybeden küçük İskender'e (Derman İskender Över) adanmıştır. Şiir, henüz bir kitapta yer almamaktadır.
Şiirin ana teması ve küçük İskender ile bağı nedir?
+
Şiir, küçük İskender'in şiir yazma eylemini —daktilodan kâğıt çıkarma anından son dizeye kadar— yeniden kurgulayan bir ithaf şiiridir. "Bir şiiri bitirmek" eylemi, şiir boyunca hem dünyanın sarsıldığı kritik bir andır hem de İskender'in varlığının somutlaştığı mekândır. "Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni" dizesi bu ithafın doruk noktasıdır. Şiir, aynı zamanda gitmiş tüm dostlar için bir toplu yas metnidir.
Onur Caymaz kimdir?
+
Onur Caymaz (1977– ), şiir, öykü, roman ve deneme alanlarında yirmi bir kitap yayımlamış çağdaş Türk edebiyatının üretken seslerinden biridir. Orhon Murat Arıburnu, Behçet Aysan ve Bedri Rahmi Eyüboğlu başta olmak üzere pek çok ödül sahibidir. İstanbul'u hem coğrafi hem ruhsal bir dil olarak kullanan şiirleriyle tanınan Caymaz, bu şiirde küçük İskender geleneğini sürdüren hararetli ve özgür bir sesle karşımıza çıkar.
Caymaz bu şiirde küçük İskender'in daktilo sesini, pelür kâğıdı, Narmanlı Han merdivenini ve bir şairin dünyasını yeniden kuruyor. Sizin için bu uzun şiirde en güçlü duran dize hangisi oldu? "Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni" mi, yoksa başka bir an mı? Yorumlarda buluşalım.
Favorilere Ekle
Favorilere eklemek için Google hesabınla giriş yapman gerekiyor.
💡Okur Notu & Bilgilendirme
✍️ Okuduğunuz bu içeriği, kalp ikonuna tıklayarak beğenebilir; Google hesabınızla giriş yaparak Favorilerinize ekleyebilirsiniz.
✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz.
🎧 Dilerseniz bu içeriği sesli olarak da dinleyebilirsiniz:
küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde… Üzerine — Şiir Analizi ve İnceleme
Analitik Notlar
"küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…", Onur Caymaz'ın Eylül–Kasım 2022 arasında kaleme alıp 28 Şubat 2023'te kişisel sitesinde yayımladığı bu uzun şiir, 3 Temmuz 2019'da hayatını kaybeden küçük İskender'e — Derman İskender Över'e — adanmış bir yas ve ithaf manifestosudur. Şiir, "bir şiiri bitirmek" eylemini eksen olarak kullanır ve İskender'in şiir yazma sürecini adım adım taşıyarak yeniden inşa eder: daktilo, kâğıt, civarında patlayan silah satışları, soğuk yaldızlı çekiç, el bombası — yazma eylemi hiç bu kadar fiziksel ve tehlikeli tasvir edilmemiştir. Açılış dizesi "dağlar çığlık çığlığadır kâğıdını çıkarınca daktilodan" bunu kristal berraklığında ortaya koyar: İskender şiir yazdığında dünya sarsılır.
Şiir boyunca Caymaz, İskender'i kendi sesinden değil bakış açısından yeniden kurar; "İnce İskender", "gözlük kullanmaz yazarken şehrin Memed'i", "Derman diyorlar sana, sana takvimler, uzun yalnız sen, büyük kırık" gibi nitelemeler birer portre çizgisidir. "Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni" dizesi, şiirin tam ortasına gömülü en büyük övgüdür; bu dize sıradan bir methiye değil, evreni küçük İskender'in şiiriyle sabitleyen bir kozmolojik iddia gibi durur. Şiirin uzun ve çoğul coğrafyası — Cağaloğlu, Karaköy, Mecidiyeköy, Narmanlı Han, St Antuan, Gülbağ, Veli Bar — İstanbul'u İskender'in ve şiirin bedenine dönüştürür.
Şiirin son bölümleri yas ve tükenişe doğru kıvrılır: "gücüm yok şiiri bitirecek, dursun, herkes gitti hep, sen de gittin / Ferhan abi, Leyla abla, canım Erhan Bozkurt, kalbim ve sen." Bu satırlarda artık küçük İskender tek başına anılmıyor; ardından giden herkesin ismiyle çoğulan bir yas listesi genişliyor. "bize eski zamanlardan bu yana kalmış, delice dimdik bir höyük" kapanış imgesi ise tüm bu kaybın üstünde dimdik durmayı seçen şiirin kendisinin simgesidir. Caymaz'ın bu şiiri, Türk şiirinde şaire ithaf edilmiş en uzun ve en kişisel şiirlerden biri olarak ayrıcalıklı bir yerde durmaktadır.
küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…
Sıkça Sorulan Sorular
Bu şiir nerede ve ne zaman yayımlanmıştır? +
Şiirin ana teması ve küçük İskender ile bağı nedir? +
Onur Caymaz kimdir? +
Siz de Bu Kâğıdın Başındasınız
Caymaz bu şiirde küçük İskender'in daktilo sesini, pelür kâğıdı, Narmanlı Han merdivenini ve bir şairin dünyasını yeniden kuruyor. Sizin için bu uzun şiirde en güçlü duran dize hangisi oldu? "Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni" mi, yoksa başka bir an mı? Yorumlarda buluşalım.
✍️ Okuduğunuz bu içeriği, kalp ikonuna tıklayarak beğenebilir; Google hesabınızla giriş yaparak Favorilerinize ekleyebilirsiniz.
✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz.
🎧 Dilerseniz bu içeriği sesli olarak da dinleyebilirsiniz:
Yorumlar
Yorum Gönder
Siz bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yazarak katkıda bulunabilirsiniz.