küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde … — Onur Caymaz | Şiir Analizi

Son Baskı: 14.7.26 | Hesaplanıyor...

küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde… Üzerine — Şiir Analizi ve İnceleme

"Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni"
Şiir küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…
Şair Onur Caymaz (1977– )
Konu küçük İskender'in şiir yazma eylemine adanmış uzun bir ithaf şiiri; kâğıt, daktilo, İstanbul ve direniş
Edebi Dönem Çağdaş Türk Şiiri / Metropol Liriği / 2020'ler
Tematik Odak Şiir yazma eylemi, ithaf, İstanbul imgesi, kâğıt ve kül, şairin ölümüne yas
Kaynak Yazılış: Eylül–Kasım 2022 · Yayın: onurcaymaz.com, 28 Şubat 2023

Analitik Notlar

"küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…", Onur Caymaz'ın Eylül–Kasım 2022 arasında kaleme alıp 28 Şubat 2023'te kişisel sitesinde yayımladığı bu uzun şiir, 3 Temmuz 2019'da hayatını kaybeden küçük İskender'e — Derman İskender Över'e — adanmış bir yas ve ithaf manifestosudur. Şiir, "bir şiiri bitirmek" eylemini eksen olarak kullanır ve İskender'in şiir yazma sürecini adım adım taşıyarak yeniden inşa eder: daktilo, kâğıt, civarında patlayan silah satışları, soğuk yaldızlı çekiç, el bombası — yazma eylemi hiç bu kadar fiziksel ve tehlikeli tasvir edilmemiştir. Açılış dizesi "dağlar çığlık çığlığadır kâğıdını çıkarınca daktilodan" bunu kristal berraklığında ortaya koyar: İskender şiir yazdığında dünya sarsılır.

Şiir boyunca Caymaz, İskender'i kendi sesinden değil bakış açısından yeniden kurar; "İnce İskender", "gözlük kullanmaz yazarken şehrin Memed'i", "Derman diyorlar sana, sana takvimler, uzun yalnız sen, büyük kırık" gibi nitelemeler birer portre çizgisidir. "Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni" dizesi, şiirin tam ortasına gömülü en büyük övgüdür; bu dize sıradan bir methiye değil, evreni küçük İskender'in şiiriyle sabitleyen bir kozmolojik iddia gibi durur. Şiirin uzun ve çoğul coğrafyası — Cağaloğlu, Karaköy, Mecidiyeköy, Narmanlı Han, St Antuan, Gülbağ, Veli Bar — İstanbul'u İskender'in ve şiirin bedenine dönüştürür.

Şiirin son bölümleri yas ve tükenişe doğru kıvrılır: "gücüm yok şiiri bitirecek, dursun, herkes gitti hep, sen de gittin / Ferhan abi, Leyla abla, canım Erhan Bozkurt, kalbim ve sen." Bu satırlarda artık küçük İskender tek başına anılmıyor; ardından giden herkesin ismiyle çoğulan bir yas listesi genişliyor. "bize eski zamanlardan bu yana kalmış, delice dimdik bir höyük" kapanış imgesi ise tüm bu kaybın üstünde dimdik durmayı seçen şiirin kendisinin simgesidir. Caymaz'ın bu şiiri, Türk şiirinde şaire ithaf edilmiş en uzun ve en kişisel şiirlerden biri olarak ayrıcalıklı bir yerde durmaktadır.

küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde… — Onur Caymaz | Şiir Analizi Görseli
küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde… — Onur Caymaz

küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…

dağlar çığlık çığlığadır kâğıdını çıkarınca daktilodan son harflerini basarken patlar silah satışları şehirde bilmediğim sokaklarda ünleme benzer karanlık adamlar sırları var: örgütlenmişler; kalın camlı kahverengi şişeler bira çürüğü kerpeten, soğuk yaldızlı çekiç ve el bombası derken fosforlu yelek cebinde turne kapsamında böcekler bitirirken bir şiiri İskender, ışır şehirde yatılı okul pencereleri dünyanın tüm suları, akıp gitmek için dalgalanır dizelerinde, dizler kan içinde, dişlerde birkaç çürük, tırnaklar muntazam gözlük kullanmaz yazarken şehrin Memed'i, İnce İskender deli okyanusta kaybolup gidecek beğenmeyip attığı kıtalar çocukların derisini yüzer, kadınların denizini, erkekler yıldırım doru atlarla uçup fişekler kuşanarak inerken kahpe Pera'ya durur hâlâ, sondan iki önceki o eski evinde kalan kasetler İskender, bir şiiri söküp daktilonun ağzından tekrar okurken bilet olarak kullanılabilir cehenneme bu solgun pelür kâğıt başsağlığı telgrafı, barış antlaşması ya da tehdit mektubu müzelerin sessiz yerlerinde, taşlar arasında loş kış sabahları birbirinin dudaklarını kanatarak öpüşen iki liselinin aşk anıtı eninde sonunda kâğıtlar, her şey bir kâğıt olacaktır zaten İskender'dir, şair, hayatın orta yerine fırlatılmış aşk yanıtı saatler boşa dönmez artık, otobüsler, tabii ki tam vaktinde sıcak yaz geceleri sevişmek için ter içinde uyanıp aniden bir şiirini bitirirken İskender, elinde kırmızı kan kalemi nisan sularında hülyalı, genç kapıcı kızları içindir son dizesi Bayburt'tan geçerken kokular çocuk, Çoruh bahar mı kış mı ırmaktır deli sevinç, donsam mı diye düşünür, taşsam mı Derman İskender dizelerini karton yangını dosyasında saklarken Ankara Caddesi'nden Cağaloğlu'na doğru, dergilere verecek dumanlı korkunç bir kar inecektir Erzurum'dan ötelere doğru Bamsı Beyrek selam eder Hektor'a, yolun ıssızında bir yerden beyhude adalet, soyunur ovada, ağzındaki bıçakla, mayıstı şair herkesi böyle başlar bağışlamaya ve derken Kapalıçarşı çıkıp Gülbağ'dan Mecidiyeköy'e doğru yokuşu sabah 7.45'te kan aranıyor anonsları gıcırtılı, titrek dur ihtarı, kılçıklı ruj izleri biriktirenle biriktirilen karışır otobüslerin yağlı penceresi önünde şehirde hâlâ çilek hoşafı yapan kuytu lokantalar var İskender! karışıyor birbirine, karışıyor eşya tabiata çözülüp cisminden eşya, yakınlığını sorgulamak zorunda kalıyor tarafsız doğayla ay çözülüyor, an çözülüyor, ah çözülüyor ve kâinat paramparça kopçalar çözülüyor durmadan, eller, parmak kemikleri, çarşaflar şarap alır mısın diye sorarlar işe giderken, 7.45, bir kadeh Bourdaeux ve alın kemiğimdeki çatlaklar, kan revan, iskelelerde ter, buğu içinde sonra dönüş yolu, son vapurlarda duyduğum sancı ve on dokuz yaşım Narmanlı Han girişinde taş merdivende bira içiyoruz kimi hayaletlerle posta kutusunda edebiyat dergisi, 1996, ilk kez sen şiirini bitirirken keklik besleyen deli kadın vardı avluda, kibrit alevinde kül oldular St Antuan'ın az ötesindeki muhallebiciyi yangınlar mıydı yok eden! ve sonra at yarışları ve plaklar ve caz mavisi Veli Bar'ın sokağında uzayda bir yerden uçup gelmiş kelebeğin dağılıyor kristal kanatları bir sabah çok erken, gün henüz doğmuş, çırılçıplak, çamur, barikat konserve kutuları, ölü kediler yalnızlığında Kürt börekçiler, fedai Derman diyorlar sana, sana takvimler, uzun yalnız sen, büyük kırık Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni sana çay; dinlenirsin biraz şair! fay demlesem, düşmen için bir şiiri bitirirken sen ola ki Amsterdam'da barlar kıpkırmızı tütün işçilerini hatırladın yazarken, yanık yerlerinde dünyanın dinlenirsin biraz, otur, öl ve parçalan kayalıklarda! ay demlesem devrim bir ihtimal falan değildi, hiç olmadı zorgeneral İskender Darmstadt'da kilisenin önünde, ağır duman içiyordu sakallılar parktaki punk'çı elemanların arasında jiletli yüzler, kan çizikleri kahvaltıda jilet yer bunlar, öğlen maket bıçağı, akşam matkap de gülüm, yüzümüzü bereleyip ineriz dünyaya kışın biz de yüzün Edirne ayazı Derman İskender, sen şiirini bitirdiğinde sonra gelincik papatyaya bakıp dudak büzer, seninki beyaz mı der Azra'dır dayı dayağından, mektupları yere fırlatır postane önünde kombisi açılmamış odaların duvarlarında Che resimleri, Pink Floyd hiç zaman kalmadı artık bak, madde tükendi, mana bitti, sonu yolun şair, bir sigara daha iç de öyle kalkıp bırak bizi ellerine boşluğun savaş belgeselleri, kimliği belirsiz hocalarla karate ve keş kuaförler ve sana şiirini bitirdiğinde bir tay demlesem, koşup içmen için zaman karşısında insan bit; bitler incisidir fukaralığın İskender gücüm yok şiiri bitirecek, dursun, herkes gitti hep, sen de gittin yeşil kül tablamda yok oldu İstanbul, biraz huy demlesem Edip'in öldüğü gün doğan şair, Madımak Katliamı'nda ölen hangi kıtadayız gece başlarken, nerede olumsuz, nasıl bir mezar meğer yalnızmışız, özür diliyormuş periler meğer ovada, meleksiz herkesin herkesi sevişirken sona doğru bıçakladığı çağımızda kahraman olmaya yeltenmiş ellerimiz varmış, ellerimiz son kişot Varlık'ta falan değil, Avrupa'da festivaller falan, ne münasebet bize genç arkadaşların, Muş'ta bir üniversite kantininde üşürken fotokopiyle çıkardığı fanzin gerek, daha çok fırtına, daha büyük bize eski zamanlardan bu yana kalmış, delice dimdik bir höyük batarken her yolcunun yüzüne yüzünü değdirmek isteyen kaptan her yolcuyla oturup votka içmek için çıldıran deli tayfa batarken sayemde ölüme gidiyorsunuz diyen vapur! ne fena, kış geliyor sana biraz çiğ demlesem sabahın buruşuk alnında yanarak sönen zarif kararlar var, bir mevsim daha biter birazdan şanlı İskender çıkarırken kâğıdını cebinden, koyarken kan ter içinde çekmeceye masasında çeşit çeşit bıçak, sigaralar, fularlar, baltalar ve ustura öyle yazılıyordu çünkü eskiden şiir, şimdiyse boktan bir çete dağların dizleri titriyor, savaş hatları dayanmıyor ve stepler Şahkulu Sokak'taki merdiven, Karaköy'de küçücük aralık İlhan eski Bizans'ta kâhindi, Turgut kışlasındaki deli büyücü sana gelince, ayrılıkları öğretmek için bize, derimizi yüzdün hatırlasana Frankfurt'ta sabah, alkolsüz birayla doğarken gün şık giyinmek gerekliydi diye düşünmüştüm, katiller iyi giyinir ilk kez öpüşür gibi bir kadınla, çürümüş vişneler, ah İskender en büyük zorgenaral, sana biraz… sana biraz… konuşsana bilemiyorum ki nasıl, nedir, ne zaman devrilip gitti bunlar bitirmeye artık gücüm yok şiiri falan, hepiniz gittiniz, hep Ferhan abi, Leyla abla, canım Erhan Bozkurt, kalbim ve sen şu şiir bitince, yani biterse, kalkıp sana biraz hû demlesem! Eylül – Kasım 2022 — Onur Caymaz

Sıkça Sorulan Sorular

Bu şiir nerede ve ne zaman yayımlanmıştır?
Şiir, Onur Caymaz tarafından Eylül–Kasım 2022 arasında yazılmış ve 28 Şubat 2023'te şairin kişisel sitesinde (onurcaymaz.com) yayımlanmıştır. 3 Temmuz 2019'da hayatını kaybeden küçük İskender'e (Derman İskender Över) adanmıştır. Şiir, henüz bir kitapta yer almamaktadır.
Şiirin ana teması ve küçük İskender ile bağı nedir?
Şiir, küçük İskender'in şiir yazma eylemini —daktilodan kâğıt çıkarma anından son dizeye kadar— yeniden kurgulayan bir ithaf şiiridir. "Bir şiiri bitirmek" eylemi, şiir boyunca hem dünyanın sarsıldığı kritik bir andır hem de İskender'in varlığının somutlaştığı mekândır. "Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni" dizesi bu ithafın doruk noktasıdır. Şiir, aynı zamanda gitmiş tüm dostlar için bir toplu yas metnidir.
Onur Caymaz kimdir?
Onur Caymaz (1977– ), şiir, öykü, roman ve deneme alanlarında yirmi bir kitap yayımlamış çağdaş Türk edebiyatının üretken seslerinden biridir. Orhon Murat Arıburnu, Behçet Aysan ve Bedri Rahmi Eyüboğlu başta olmak üzere pek çok ödül sahibidir. İstanbul'u hem coğrafi hem ruhsal bir dil olarak kullanan şiirleriyle tanınan Caymaz, bu şiirde küçük İskender geleneğini sürdüren hararetli ve özgür bir sesle karşımıza çıkar.
Bu şiir; Onur Caymaz ve Şiirler etiketleriyle de bulunabilir.

Siz de Bu Kâğıdın Başındasınız

Caymaz bu şiirde küçük İskender'in daktilo sesini, pelür kâğıdı, Narmanlı Han merdivenini ve bir şairin dünyasını yeniden kuruyor. Sizin için bu uzun şiirde en güçlü duran dize hangisi oldu? "Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni" mi, yoksa başka bir an mı? Yorumlarda buluşalım.

Favorilere Ekle
Favorilere eklemek için Google hesabınla giriş yapman gerekiyor.

💡 Okur Notu & Bilgilendirme

✍️ Okuduğunuz bu içeriği, kalp ikonuna tıklayarak beğenebilir; Google hesabınızla giriş yaparak Favorilerinize ekleyebilirsiniz.

✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz.

🎧 Dilerseniz bu içeriği sesli olarak da dinleyebilirsiniz:

Yorum Gönder

Yorumlar