Şiir Gerçekten Postdijital Çağa Direniyor mu? — Gökhan Tunç'un Yeni Kitabı Üzerine

Son Baskı: 20.7.26 | Hesaplanıyor...
Şiir Gerçekten Postdijital Çağa Direniyor mu? — Gökhan Tunç'un Yeni Kitabı Üzerine
Şiirin Direnci — Postdijital Çağda Türk Şiirini Yeniden Düşünmek · Gökhan Tunç

Şiir Gerçekten Postdijital Çağa Direniyor mu?

Değerlendiren:  · 

Kitap: Şiirin Direnci — Postdijital Çağda Türk Şiirini Yeniden Düşünmek  ·  Gökhan Tunç  ·  Ötüken Neşriyat, 2026


"Görselliğin, hızın ve tüketimin belirleyici olduğu postdijital çağda algoritmalar tercihlerimizin yanı sıra dünyayı algılayış biçimimizi de şekillendiriyor. Peki böylesi bir dünyada insanın duygularını, iç sesini üst dille yansıtan, derinliği esas alan şiir var olabilir mi?" Bu soruyla açılıyor Gökhan Tunç'un yeni kitabı.

Postdijital ne demek? Dijital çağın bittiğini değil; dijital teknolojilerin yeniliğini yitirip hayatın tamamen ayrılmaz bir parçası haline geldiği dönemi ifade ediyor. Teknolojinin kültürel bir doku olarak kabul edildiği bu süreçte dijital ve fiziksel olan iç içe geçmiş durumda.

Sosyal Medyada Sahte Şiirler

Tunç kitaba yerinde bir soruyla giriş yapıyor: "Sosyal Medyada Şiir Paylaşımlarına Ne Kadar Güvenebiliriz?" Ortalığı saran sahte Mevlânâ, Karacaoğlan, Can Yücel, Cemal Süreya şiirleri artık şiir okurlarının sıradan bir sorunu. Tunç bu makalesinde şiirlerin bağlamından koparılması, yanlış şairlere atfedilmesi, anonimleşmesi ve belirli şair tipleri etrafında dolaşıma sokulması meselelerini ele alıyor.

Yapay Zekâ Şiir Yazabilir mi?

Tunç, ChatGPT-4.5'e halk şiiri, divan ve çağdaş şiir tarzlarında şiirler yazdırmış; ardından bu şiirleri Anadolu Üniversitesi'nden 162 lisans ve yüksek lisans öğrencisine okutmuş. Katılımcılardan şiirlerin insan mı yoksa yapay zekâ mı ürünü olduğunu tahmin etmelerini istemiş.

En çarpıcı sonuç divan şiirinde ortaya çıkıyor: katılımcıların büyük çoğunluğu yapay zekânın yazdığı şiiri insan ürünü sanıyor. Tunç bunu, halk ve divan şiirinin vezin, mazmun ve söyleyiş bakımından görece tekrarlanabilir yapılara sahip olmasıyla açıklıyor. Çağdaş şiir ise biçim ve bireysel söyleyiş bakımından daha serbest olduğundan taklidi güçleştiriyor.

Araştırma "Yapay zekâ şiir yazabilir mi?" sorusunu tam olarak cevaplamıyor. Asıl cevaplanan soru şu: "Yapay zekâ, belirli şairlerin üslubunu taklit ederek okuru yanıltabilecek şiirler üretebilir mi?" Yanıt büyük ölçüde evet. Fakat bu, yapay zekânın özgün bir poetik bilince sahip olduğunu kanıtlamaz.

— Metin Celal

Tunç'un bir sonraki makalesinde ise yapay zekânın şiir yorumlayıp yorumlayamayacağı soruluyor. Sorunun yanıtı biliniyor aslında: yapay zekâ şiir yorumlayabiliyor, ama bunu insan gibi hissederek değil, dil kalıplarını ve kültürel veri setlerini analiz ederek yapıyor. Yorumları her zaman insanlığın ortak dijital hafızasının bir sentezi olarak kalıyor; özgün ve ezber bozan bir yorum üretmesi zor. Öte yandan var olmayan şiirler ve yanlış başlıklar üretmesi de ciddi bir sorun olmaya devam ediyor.

Metaverse ve Şiir

Tunç bu bölümde metaverse'in şiiri iki boyutlu sayfalardan kurtararak üç boyutlu, işitsel ve etkileşimli bir deneyime dönüştürme potansiyelini tartışıyor. Örnek olarak Serkan Işın'ın barkod çizgilerini dize gibi kullanan "Dünyanın En Güzel Dört Dizesi" adlı görsel çalışmasını seçiyor.

Celal bu noktada itirazını açıkça dile getiriyor: Bir şeyi şiir olarak adlandırmak onu şiir yapmaya yetmez; okurun da onu şiir olarak algılaması gerekir. Işın'ın çalışması kavramsal sanat kapsamında değerlendirilebilir, ama şiir demek güç.

Nâzım'ın "Makinalaşmak"ı ve Transhümanizm

Yapay zekânın işleri elinden alacağı kaygısı gündemdeyken en çok anılan şiir Nâzım Hikmet'in "Makinalaşmak"ı oldu. Tunç bu şiiri transhümanizm kavramı üzerinden okuyor. Transhümanizm; yaşlanmayı ortadan kaldırmak, bilişsel kapasiteyi artırmak ve fiziksel sınırları aşmak amacıyla teknolojinin insan vücuduna entegre edilmesini savunan bir akım.

Celal burada temkinli: Nâzım'ın şiirindeki makine imgesi erken Sovyet modernizmi, fütürizm ve sanayileşme kültüyle ilişkili. Şiiri "erken bir transhümanist metin" olarak tanımlamak güç görünüyor.

Kaos Teorisi ve Necatigil

Kitabın son makalesinde Tunç, kaos teorisinden hareketle Behçet Necatigil'in "Karışık Tarife"sini yorumluyor. Düzensizlik içinde düzen, doğrusal olmama ve başlangıç koşullarına hassas bağımlılık kavramlarıyla şiirin farklı yönlerden okunmaya elverişliliğini savunuyor.

Celal'in eleştirisi yerinde: Tunç'un okuması önceden seçilmiş kavrama uygun örnekler sağlama niyetinde görünüyor. Kaçınılmaz soru şu: "Kaos teorisi, şiir hakkında başka yöntemlerle ulaşılamayacak hangi yeni sonucu üretiyor?"

Sonuç

Gökhan Tunç, Şiirin Direnci'nde şiir eleştirisine henüz alışılmamış bir perspektif getiriyor. Yapay zekâ, metaverse, transhümanizm ve kaos teorisi şiir çevrelerinde nadiren tartışılan kavramlar. Tunç'un bu boşluğu doldurmaya çalışması başlı başına öncü bir tavır.

Kullanılan yöntemler, okuma biçimleri ve yorumlar tartışılmayı gerektiriyor. Bence kitabın öncü niteliğini de bu sağlayacak — tabii şiir ortamında bir karşılık bulabilirse.

— Metin Celal
Kaynak: Bu yazı, Metin Celal'in edebiyathaber.net'te yayımlanan değerlendirmesinden derlenerek siirrafim.art okuyucularıyla paylaşılmıştır.  ·  Haziran 2026
Favorilere Ekle
Favorilere eklemek için Google hesabınla giriş yapman gerekiyor.

💡 Okur Notu & Bilgilendirme

✍️ Okuduğunuz bu içeriği, kalp ikonuna tıklayarak beğenebilir; Google hesabınızla giriş yaparak Favorilerinize ekleyebilirsiniz.

✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz.

🎧 Dilerseniz bu içeriği sesli olarak da dinleyebilirsiniz:

Yorum Gönder

Yorumlar