✦ Şiirinizi gönderin — Okur Şiirleri Köşesi'nde
✦ Şairler Testi'ni çözün
✦ Önemli Şiir Günleri Ajandası'na bakın
✦ Aylık E-Dergi'yi okuyun
✦ Şiir Rafım Radyosu'nu dinleyin
✦ Şiir Rafım Kitaplığı'na bakın
✦ Şiir Arşivi'nde sevdiğiniz şiirleri keşfedin
Mendilimde Kan Sesleri, Edip Cansever — Şiir Analizi ve İncelemesi
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar?
Analitik Notlar
Şiir, "Ahmet abi" ve "çocuğum" diye seslenilen bir özürle açılır -Cansever'in şiirinde alışılmadık ölçüde dolaysız, konuşma diline yakın bir ses. Akademisyen Sibel Yılmaz'ın bu şiire özel incelemesinde de vurgulandığı gibi, "Mendilimde Kan Sesleri" şairin diğer şiirlerinden farklı olarak sözdizimini bozmayan, alışılmamış bağdaştırmalardan kaçınan, oldukça açık bir dille yazılmıştır. Şiirin uzun orta bölümü, "insan yaşadığı yere benzer" önermesinden hareketle Ahmet Abi'yi memleketin suyuna, toprağına, dağlarına, Konya'nın beyaz ve Antep'in kırmızı düzlüğüne benzeten uzun bir teşbihler zinciri kurar; bu zincir, "avlularına (bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)" dizesinde üstü örtük biçimde cezaevini çağrıştıran bir imgeye varır.
Orta bölüm, coğrafyadan kişisel belleğe döner: bir zamanlar dirseği "gökyüzüne dayalı" kadeh tutan Ahmet Abi'nin elinde artık o kadeh "bir küfür gibi" durmaktadır -değişen zamanın somut bir ölçüsü. Bu değişim, bir zamanlar Malatya ve Nazilli kokan ama şimdi "dağılmış pazar yerlerine" benzeyen istasyonlar üzerinden de işlenir. Şiirin en tarihsel somut imgesi ise trenlerdir: bir zamanlar "yok olan bir şeylere benzeyen" trenler, şimdi Almanya'ya giden işçilerle "tıklım tıklım" doludur ve "cepheye giden trenler gibi" tasvir edilir -1960-70'lerin Türkiye'den Almanya'ya işçi göçünü, ülkeyi boşaltan bir sefer gibi cepheye asker taşınmasıyla özdeşleştiren çarpıcı bir benzetme.
Kapanışa doğru umut neredeyse tükenir: hüzün bile artık sürekli değildir, "bir caz müziği gibi gelip geçer." Bu, şiirin en ünlü kapanış imgesini hazırlar: "diş değil, tırnak değil" kanayan bir mendil. Sibel Yılmaz'ın yakın okumasına göre bu, görme ve dokunmayı (mendil, kan) işitmeyle (sesleri) birleştiren sinestetik bir imgedir; kanayan mendil, öksürükle kan gelen bir hastalığı -veremi- de çağrıştırır. Ahmet Abi'ye yöneltilen ama yanıt beklenmeyen bu son soru, kişisel ve fiziksel bir ayrıntıyı (lekelenmiş bir mendil) bütün bir ülkenin dile getirilmemiş acısının simgesine dönüştürür; nitekim Yılmaz'ın da belirttiği gibi Ahmet Abi, şiirde tek bir bireyden çok Türkiye'nin ve halkının bir temsilcisi olarak işlev görür.
Her yere yetişilir,
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama,
Çocuğum beni bağışla,
Ahmet Abi, sen de bağışla..
Boynu bükük duruyorsam eğer,
İçimden öyle geldiği için değil,
Ama hiç değil.
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer.
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer.
Suyunda yüzen balığa,
Toprağını iten çiçeğe,
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine.
Konya'nın beyaz,
Anteb'in kırmızı düzlüğüne benzer.
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir,
Denizine benzer ki dalgalıdır bakışları,
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer.
Sorarken sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne,
Camcının cam kesmesine,
dülgerin rende tutmasına,
Öyle bir cıgara yakımına,
birinin gazoz açmasına,
Minibüslerine, gecekondularına,
Hasretine, yalanına benzer.
Anısı ıssızlıktır,
Acısı bilincidir,
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan.
Gülemiyorsun ya, gülmek,
Bir halk gülüyorsa gülmektir..
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden,
Dirseğin iskemleye dayalı
- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben -
Cıgara paketinde yazılar, resimler..
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık.
Sevmen acele,
Dostluğun çabuk.
Bakıyorum da şimdi,
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi?
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir.
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar,
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası,
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında,
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen.
Kadının ütülü patiskalardan bir teni,
Upuzun boynu,
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
Uzaktan uzaktan domates, peynir keserdi sanki.
Sofranı kurardı,
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı,
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi,
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeletecek ellerini
işlerdi bir dantel gibi.
O çocuklar büyüyecek,
O çocuklar büyüyecek,
O çocuklar..
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi,
Umudu dürt,
Umutsuzluğu yatıştır.
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler.
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi.
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse,
Çocuklar, kadınlar, erkekler,
Trenler tıklım tıklım,
Trenler cepheye giden trenler gibi.
İşçiler,
Almanya yolcusu işçiler,
Kadınlar,
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi.
Ellerinde bavullar, fileler,
Kolonyalar, su şişeleri, paketler.
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlerde büyüyenler.
Ah güzel Ahmet Abim benim,
Gördün mü bak,
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket.
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile.
Gelse de,
Öyle sürekli değil,
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün,
O kadar çabuk,
O kadar kısa,
İşte o kadar..
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar?
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar?
Mendilimde kan sesleri.
Özel Durum: Gerçek Bir Ahmet Abi
Şiirdeki "Ahmet Abi" hayali bir figür değil, gerçek bir kişidir: Kayseri'de "Komünist Ahmet" olarak tanınan, 1951'deki Türkiye Komünist Partisi tutuklamalarında hapis yatmış, çıktıktan sonra da her 1 Mayıs'ta gözaltına alınmış işçi kökenli Ahmet Gayretli (1926-2015). Edip Cansever onunla İstanbul'da Çiçek Pasajı'nda bir içki sofrasında tanışmış, hem anlattıklarından hem kişiliğinden derinden etkilenerek onu bu şiire taşımıştır. Yazar Erdal Öz'ün anlattığına göre, Cansever "Mendilimde Kan Sesleri"nin kime yazıldığını uzun süre kimseye söylememiş, ancak bir akşam yemeğinde Öz'ün ısrarı üzerine onu doğrudan Ahmet Abi'yle tanıştırmıştır. Ahmet Gayretli, şiirin yayımlanmasından on yıllar sonra, 2015'te 89 yaşında hayatını kaybetmiştir.
Edip Cansever — Şairin Portresi
Şairin başka bir şiiri için sitemizdeki Bu Gemi Ne Zamandır Burada yazımıza da göz atabilirsiniz.
Edip Cansever, tam adıyla Ömer Edip Cansever, 8 Ağustos 1928'de İstanbul'un Beyazıt semtinde, Soğanağa Mahallesi'nde doğdu. Annesi Çankırı'nın Atkaracalar köyünden Pembe Hanım ev hanımı, babası Fazlı Bey ise Kapalıçarşı'da antika dükkânı işleten bir tüccardı; dört çocuklu ailenin tek erkek çocuğuydu. İlk çocukluk anıları, sonradan Ahmet Hamdi Tanpınar'la komşu oldukları Saraçhanebaşı'ndaki bir evde geçti. Tam adı Ömer Edip Cansever olsa da "Ömer" adını ilk şiirleri ve ilk kitabı dışında hiç kullanmadı; bu tercihte yakın arkadaşı Mustafa Şerif Onaran'ın etkisi büyüktü.
1946'da İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra Yüksek Ticaret Mektebi'ni bitirmeden bırakıp babasının Kapalıçarşı'daki dükkânında çalışmaya başladı; 1954'teki Kapalıçarşı yangınından sonra yeni bir dükkâna geçti ve otuz yıl boyunca hem tüccar hem şair olarak burada yaşadı, dokuz şiir kitabını bu dükkânın asma katında yazdı. Garip akımının etkisiyle yazdığı İkindi Üstü (1947) ve Dirlik Düzenlik (1954)'in ardından, 1957'de kendi sesini bulduğu Yerçekimli Karanfil'i yayımladı; böylece Turgut Uyar, Cemal Süreya, İlhan Berk, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan'ın da içinde bulunduğu İkinci Yeni akımının öncü isimlerinden biri oldu.
1964'te üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nden ayrılan, 1971 askeri darbesinin ardından yazdığı Sonrası Kalır (1974) ile -ki "Mendilimde Kan Sesleri" bu kitabın en bilinen şiiridir- toplumsal olana en çok yaklaştığı dönemine giren Cansever, 1981'de Yeniden adlı toplu şiirler kitabıyla Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Dramatik monolog tekniğini Türk şiirine kazandıran, şiiri bölüp farklı anlatıcılarla kurma yöntemiyle tanınan şair, 1986'da tatile gittiği Bodrum'dan geçirdiği beyin kanaması nedeniyle İstanbul'a getirildi ve 28 Mayıs 1986'da ameliyat sonrası hayatını kaybetti, Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.
Sıkça Sorulan Sorular
Mendilimde Kan Sesleri şiiri hangi kitaptan alınmıştır?
Şiir, Edip Cansever'in 12 Mart 1971 darbesi sonrasında yazdığı Sonrası Kalır (1974) adlı kitabında yer alır; 1990'da şairin tüm şiirlerinin toplandığı Yerçekimli Karanfil (Toplu Şiirleri I) cildinde de yeniden basılmıştır.
Mendilimde Kan Sesleri şiirindeki Ahmet Abi kimdir?
Ahmet Abi, Edip Cansever'in İstanbul'da Çiçek Pasajı'nda tanıştığı, Kayseri'de "Komünist Ahmet" olarak bilinen, 1951 TKP tutuklamalarında hapis yatmış gerçek bir kişi olan Ahmet Gayretli'dir (1926–2015); şair onu tanıdıktan sonra hikâyesinden etkilenip şiire taşımıştır.
Edip Cansever kimdir?
Edip Cansever (1928–1986), İkinci Yeni akımının öncü şairlerinden, dramatik monolog tekniğini Türk şiirine kazandıran, aynı zamanda Kapalıçarşı'da otuz yıl antikacılık yapmış bir şairdir.
▾ Ayrıntılar
✍️ Okuduğunuz bu içeriği, kalp ikonuna tıklayarak beğenebilir; Google hesabınızla giriş yaparak Favorilerinize ekleyebilirsiniz.
✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz.
✍️ İçeriğin ana başlığının altındaki paylaşım butonlarını ya da içeriğin sonundaki "Beğendiysen Paylaş" butonunu kullanarak, ya da linki kopyalayarak doğrudan sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz.
🎧 Dilerseniz sesli olarak da dinleyebilirsiniz:
Yorumlar
Yorum Gönder
Siz bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yazarak katkıda bulunabilirsiniz.