Şiir Sanatı, Czeslaw Milosz Şiir Analizi ve Türkçe Çeviri

Son Baskı: 2.8.26 | Hesaplanıyor...

Şiir Sanatı, Czeslaw Milosz — Şiir Analizi ve Türkçe Çeviri

Şiirin amacı, tek kişi olarak kalmanın
Ne denli güç olduğunu hatırlatmaktır bizlere
ŞiirŞiir Sanatı(orijinal adı: Ars Poetica?)
ŞairCzeslaw Milosz (1911–2004)
ÇevirenTalât Sait Halman
KonuŞiirin doğasını, ilham kaynağını ve amacını sorgulayan; şiiri hem kutsayan hem kuşkuyla yaklaşan bir "şiir sanatı" (ars poetica) şiiri
Edebi Dönem20. yüzyıl Polonya şiiri, Amerika'daki sürgün dönemi
Tematik OdakŞiirin "arsız" doğası, ilhamın daimonion'u, poetik gururun kırılganlığı, benliğin "açık kapılı ev" metaforu, şiirin nadiren ve zorunlulukla yazılması gerektiği
KaynakThe Collected Poems 1931-1987 (1988) — şiir ilk olarak 1968'de Berkeley'de kaleme alınmıştır

Analitik Notlar

Şiir, "daha geniş, ferah bir biçime" ulaşma arzusuyla açılır -şiir ile düzyazı arasındaki talepten özgür, okuru "yüce kıvranmalara" sürüklemeyen bir biçim. Miłosz'un kendi şiiri de tam olarak bu melez, konuşma diline yakın, neredeyse deneme havasındaki biçimin bir örneğidir; eleştirmenlerin de sıkça vurguladığı gibi şair, yoğun lirik sıkıştırma yerine düzyazıya yakın, tartışmacı bir mantığı tercih eder. Latince "Ars Poetica" başlığı, Horatius'tan beri süren bir şairin-kendi-şiirini-tanımlama geleneğine bağlanır; ama Miłosz özgün başlığına bir soru işareti ekler (Türkçe başlıkta bu noktalama kaybolmuştur) -daha ilk sözcükten itibaren, aşağıda okunacak olanın gerçekten bir "sanat tanımı", hatta bir şiir olup olmadığını belirsizleştiren bir işaret.

Şiirin merkezi imgesi, şiirin özündeki "arsız" bir şeyi -içimizde olduğunu bilmediğimiz bir şeyin aniden fışkırmasını, bir kaplanın ışığa sıçrayıp kuyruğunu kamçı gibi vurması gibi bizi ürkütmesini- betimler. Bu imge, ilhamı meleksi bir armağan olarak gören romantik anlayışı bilerek kirletir; Miłosz, o dikte eden ruhun bir "daimonion" (klasik Yunan anlamında bir cin/deha) olduğunu, ama onu melek saymanın abartı olacağını söyler, şairlerin gururunun ise kendi kırılganlıklarının ifşasıyla sık sık utanca dönüştüğünü ekler. Ardından gelen uzun soru -sağduyulu bir insanın, dilleri karışık, evindeymiş gibi rahat davranan, yalnızca dudak ya da eli çalmakla yetinmeyip yazgıyı da kendi keyfine göre değiştirmeye çalışan bir "ifritler kenti" olmayı isteyip istemeyeceği- ilhamı bir armağandan çok bir ele geçirilmişlik durumuna yaklaştırır.

Şiir, kınamaktan savunmaya döner: bir zamanlar acıya "hikmet dolu kitaplar"la katlanılırken, bugün "marazi olan" revaçtadır -bu, akıl hastalıkları kliniklerinden çıkma binlerce yapıtın sayfalarını çevirmek gibi bir şey değildir. Yine de dünya göründüğünden başkadır, biz de "çılgınlıklarımızda" kendimizi gördüğümüzden başkayızdır -bu yüzden, itiraf değil sessiz bütünlük, akraba ve komşunun saygısını kazandırır. Bu, şiirin en çok alıntılanan iddiasına açılır: şiirin amacı, "tek kişi olarak kalmanın" ne denli güç olduğunu hatırlatmaktır, çünkü evimizin kapısı açıktır, anahtarı yoktur, görünmez konuklar keyiflerince girip çıkar -benliğin, kontrol edemediğimiz güçlere (bellek, tarih, bilinçdışı) açık gözenekliliğinin bir metaforu. Kapanış dörtlüğü kendi üzerine katlanarak biter: Miłosz, az önce söylediklerinin aslında şiir olmadığını itiraf eder, çünkü gerçek şiirler "seyrek, heveslenmeden, zorla" yazılmalıdır -ve yalnızca kötü değil iyi ruhların bizi kendi aracı seçtiği umuduyla. Şiir böylece kendi tezini sahneler: şiir üzerine düzyazıya yakın bir düşünüş, kendi tanımına göre tam olarak şiir olmayı reddederek.

Şiir Sanatı, Czeslaw Milosz Şiir Analizi ve Türkçe Çeviri
Şiir Sanatı, Czeslaw Milosz
ŞİİR SANATI

Ben hep daha geniş ferah bir biçime ulaşmaya çalıştım.
İstedim ki şiirim düzyazının baskısından özgür kalsın,
Yazarı ya da okuru yüce kıvranmalara sürüklemeden
Karşılıklı anlayış sağlasın aramızda.

Arsız bir şey var şiirin öz gerçeğinde,
İçimizde olduğunu bilmediğimiz bir şey fışkırıverir de
Gözümüzü kırpıştırırız bir kaplan ortaya atılmıştı gibi.
Aydınlıkta dikilip duran, kuyruğunu kamçı gibi vuran bir kaplan.

Onun için şiiri yazdıran bir ifrittir derler ki doğrudur.
Ama melek olduğunu söylemek abartmadır ne de olsa.
Kimbilir nerden gelir şairlerin gururu?
Ne kadar zayıf oldukları meydana çıkıyor da hep mahçup düşüyorlar.

Sağduyulu bir insan, bir ifritler kenti olmak ister mi ki?
Babalarının evindeymiş gibi rahat oturan, türlü diller konuşan.
Şairin dudaklarını ya da elini çalmakta yetinmeyen bu ifritler,
Kendi keyiflerine göre değiştirmeye çalışırlar şairin yazgısını.

Günümüzde marazi olan şeyler geçer akçe.
Belki de şaka ediyorum sanacaksınız.
Ya da diyeceksiniz ki sanata övgüler düzmek için
Yeni bir kinaye ve alay yöntemi bulup çıkardım.

Bir zamanlar hikmet dolu kitaplar okunurdu yalnız,
Acıya sefalete onlarla katlanırdık.
Alt tarafı, akıl hastalıkları doğuşlarından
Çıkıp gelen binlerce yapıtın sayfalarını çevirmek gibi değil bu.

Yine de dünya göründüğünden çok başka,
Biz bambaşkayız çılgınlıklarımızda kendimizi gördüğümüzden.
O yüzden, insanlar sessiz duruyorlar da erdemle
Saygısını kazanıyorlar hısım akrabanın, konu komşunun.

Şiirin amacı, tek kişi olarak kalmanın
Ne denli güç olduğunu hatırlatmaktır bizlere,
Çünkü evimizin kapısı açıktır, anahtarı yoktur,
Görünmez konuklar boyuna girip çıkarlar keyfince.

Şu söylediklerim, amenna, şiir değil,
Çünkü şiir seyrek yazılmalı, heveslenmeden, zorla,
Dayanılmaz bir baskı altında, ancak iyi ruhların-
Ecinnilerin değil- bizi dile getireceğini umarak.

Czeslaw Milosz (1911–2004)
Çeviren: Talât Sait Halman

Özel Durum: Berkeley'de Yazılmış Bir Şiir

Şiirin özgün İngilizce metninin sonunda, Miłosz'un pek çok şiirinde alışılmış olduğu üzere, yazıldığı yer ve tarih notu bulunur: "Berkeley, 1968." Bu, Miłosz'un komünist Polonya'dan Batı'ya sığındıktan, Paris'te bir süre yaşadıktan sonra California Üniversitesi Berkeley'de Slav Dilleri profesörlüğüne başladığı yıllara denk gelir. Şiirin "ifritler kenti olmak" ve "yazgıyı kendi keyfine göre değiştirmek" gibi imgeleri, hem Nazi işgalini hem Sovyet tipi bir rejimi yakından yaşamış bir şairin, dilin ve benliğin dışsal güçlerce ele geçirilmesine dair derin bir hassasiyetle okunabilir. Şiirin İngilizceye çevirisi de Miłosz'un kendine özgü bir uygulamasının örneğidir: Miłosz, Polonyaca yazdığı şiirlerinin çoğunu -Robert Hass, Robert Pinsky ve burada olduğu gibi Lillian Vallee gibi Amerikalı şairlerle birlikte- kendisi çevirmiştir; bu da İngilizce metinlere neredeyse yazarın onayından geçmiş bir ikinci özgünlük kazandırır.

Czeslaw Milosz — Şairin Portresi

Şairin yer aldığı Dünya Şairleri ve Şiirleri sayfamıza da göz atabilirsiniz.

Czeslaw Milosz, 30 Haziran 1911'de, o dönem Rus Çarlığı'na bağlı Litvanya'da, Šeteniai köyünde, inşaat mühendisi Aleksander Miłosz ile Weronika Kunat'ın oğlu olarak doğdu. Çocukluğunun büyük kısmı, babasının I. Dünya Savaşı sırasında orduda inşa mühendisi olarak görev yaptığı Çarlık Rusyası'nda geçti; savaş sonrası aile, o dönem Polonya'ya bağlı Wilno'ya (bugünkü Vilnius) yerleşti. Burada Katolik okullarda öğrenim gördü, 1930'da "Żagary" adlı avangart edebiyat grubunun kurucularından biri oldu; 21 yaşında ilk şiir kitabı Poemat o czasie zastygłym'i (Donmuş Zamanın Şiiri) yayımladı.

II. Dünya Savaşı'nda Almanya ve Sovyet Rusya'nın Polonya'yı işgal etmesiyle Varşova'daki direniş hareketinde yer aldı, işgal sırasında gizlice basılan kitaplar hazırladı. Savaş sonrası yeni komünist hükümetin diplomatik kadrosuna katılıp Paris'te kültür ataşesi olarak görev yaptı, ama 1951'de Batı'ya sığınarak Fransa'ya yerleşti; Kayıp Akıl (The Captive Mind, 1953) adlı deneme kitabında bu kopuşun gerekçelerini ve komünist rejim altındaki sanatçının durumunu anlattı. 1960'ta California Üniversitesi Berkeley'den gelen davet üzerine ABD'ye yerleşti, 1961'den itibaren burada Slav Dilleri ve Edebiyatları profesörlüğü yaptı, 1970'te Amerikan vatandaşlığına geçti; "Şiir Sanatı" da dahil pek çok şiirini bu Berkeley yıllarında kaleme aldı.

Komünist Polonya hükümeti bir "kaçak"ın kitaplarını basmayı reddettiğinden, şiirleri uzun yıllar ülkesinde yalnızca yeraltı baskılarıyla dolaştı; 1980'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması üzerine hükümet geri adım atmak zorunda kaldı ve resmi baskısı 200 bin adet sattı. Robert Hass ve Robert Pinsky gibi Amerikalı şairlerle kendi şiirlerini İngilizceye ortak çevirmesiyle de tanınan Milosz, Katolik inancını iki dünya savaşının ve totaliter rejimlerin dehşetine rağmen korudu. 2000 yılında Polonya'ya, Krakov'a dönen şair, 14 Ağustos 2004'te 93 yaşında burada hayatını kaybetti.

Sıkça Sorulan Sorular

Şiir Sanatı şiirinin orijinal adı ve yazılış tarihi nedir?

Şiirin İngilizce özgün adı "Ars Poetica?" şeklinde soru işaretiyle yazılır; 1968'de Berkeley'de kaleme alınmış, Miłosz'un kendisi ve Lillian Vallee tarafından İngilizceye çevrilmiştir.

Şiir Sanatı şiirinin konusu nedir?

Şiir, şiirin doğasını, ilham kaynağını ve amacını sorgular; şiirin arsız/beklenmedik doğasını, ilhamın "daimonion"unu ve şiirin nadiren ve zorunlulukla yazılması gerektiği fikrini işler.

Czeslaw Milosz kimdir?

Czeslaw Milosz (1911–2004), 1980 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, 20. yüzyıl Polonya edebiyatının en saygın isimlerinden biri sayılan; komünist rejimden Batı'ya sığınmış Polonyalı-Amerikalı şair, romancı ve deneme yazarıdır.

Milosz, şiiri tanımlamaya çalıştığı bir şiirin sonunda, "şu söylediklerim şiir değil" diyor. Sizce bir şiir, kendi tanımını bu şekilde geçersiz kılabilir mi, yoksa bu da zaten şiirin bir parçası mı? Yorumlarda buluşalım.
Favorilere Ekle
Favorilere eklemek için Google hesabınla giriş yapman gerekiyor.

💡 Okur Notu & Bilgilendirme

✍️ Okuduğunuz bu içeriği, kalp ikonuna tıklayarak beğenebilir; Google hesabınızla giriş yaparak Favorilerinize ekleyebilirsiniz.

✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz.

🎧 Dilerseniz bu içeriği sesli olarak da dinleyebilirsiniz:

Yorum Gönder

Yorumlar