
Hüseyin Suat Yalçın'ın Gâve Destanı: Mizahla Hicvedin Şiiri
![]() |
| Hüseyin Suat Yalçın'ın Gâve Destanı |
Servet-i Fünun dönemi, II. Abdülhamit'in baskıcı rejimi nedeniyle mizahın neredeyse tamamen susturulduğu bir dönemdir. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla bu sansür kalktığında, Hüseyin Suat Yalçın da kalemini mizaha yöneltti. 1923'te yayımlanan Gâve Destanı, siyasetçileri, sosyal aksaklıkları ve devrin önde gelen isimlerini ince bir alay ve keskin bir hicivle işleyen altmış şiiri bir araya getirir.
İstanbul doğumlu, aslen doktor. Hüseyin Cahit Yalçın'ın ağabeyi. 1897'de Servet-i Fünun topluluğuna katıldı. 1908 sonrasında mizahî şiirler yazmaya yöneldi. Milli Mücadele yıllarında Ankara'da meclis doktorluğu yaptı. Gâve Destanı, bu dönemin gözlemlerinden doğdu.
Gâve Kim?
Kitabın adı, İran mitolojisindeki demirci Gâve'den gelir. Zalim hükümdar Dahhâk'ın omuzlarındaki iki yılan her gün iki çocuğun beyniyle beslenir; sıra kendi çocuklarına gelince demirci Gâve isyan ederek halkı ayaklandırır. Hüseyin Suat, bu isyancı kimliği kendine mahlasedinerek şiirlerini Gâve, Gâve-i Zâlim, Gâve-i Mazlûm gibi imzalarla yazmıştır. Şengül'e göre isim, yakın dostu Cenap Şahabettin'in Dahhâk-ı Mazlûm imzasından ilhamla seçilmiş; ama her iki isim de gerçek mitolojik şahsiyetleriyle ters anlamdadır.
1. Siyasî Hicivler: Meclisten Portreler
Şairin meclis doktorluğu, dönemin milletvekillerini yakından tanıma imkânı verdi. Adnan Adıvar'dan Besim Atalay'a, Hilmi Tunalı'dan Yunus Nâdi'ye kadar pek çok ismi, fiziksel özellikleri ve idareciliklerindeki kusurları üzerinden ince bir dille hicvetti.
DEVÂDAN GAYRI (seçme bölüm)
Hele Ankâ-yı Ma'ârif için Adnan Bey'den
Kimse bir söz alamaz medh ü senâdan gayrı
Zevcelik ilmini bir kimse bilip anlamadı
Erzurumî-i şehir, mest-i safâdan gayrı
Ne yazıktır sana ey Salih Efendi ne yazık
Anlamaz kimse seni ırk-ı nisâdan gayrı
Bir Emin Bey var imiş Eskişehir mebûsu
Söz bulup söyleyemezmiş meselâdan gayrı
— Hüseyin Suat Yalçın, Gâve Destanı (1923), s. 11
Hüseyin Suat aynı zamanda İstiklâl Mahkemesi üyesi Elazığ mebusu Hüseyin Bey'i "deccâl" olarak nitelendirdiği "Bir Misâl" şiirinde karikatürize ederek fiziksel özelliklerinden başlayıp yargılarındaki adaletsizliğe kadar uzanır. Bütün bu hicivler arasında bir isim hiçbir zaman hedef olmaz: Mustafa Kemal. Şair ona şikâyet eder, onu vicdanına sığınılacak kişi olarak gösterir.
Ey Mustafa Kemal'in vicdân-ı pâk-ı ayârı
Duymaz mısın acep sen çarşıda ihtikârı
2. Sosyal Hicivler: Savaş, Ankara ve Hürriyet
Trablusgarp'tan Kurtuluş Savaşı'na kesintisiz on yıl süren savaşlar, şairin sesini zaman zaman mizahtan uzaklaştırarak hüzne büründürür. Geride bırakılan çaresiz kadınları, yetim çocukları, köy köy açlığı ve savaşın psikolojik tahribatını dile getirir.
"GAYRI" REDİFLİ GAZEL'den
Vatanın boş yeri yok kabr-i kazâdan gayrı
Kazma bir şey bulamazsın şühedadan gayrı
Her köyün her kadını böylece feryat ediyor
"Kimse açmaz kapımı bâd-ı sabâdan gayrı"
— Hüseyin Suat Yalçın, Gâve Destanı, s. 12
Ankara ise şairin en sert kalemini çektiği konulardan biridir. Başkent ilan edildiğinde şehir; pis sokaklarıyla, sıtma salgınıyla, vurguncu esnafıyla ve yüksek kiralarıyla adeta bataklıktadır. Belediye başkanı "Belediye Reîsi" şiirinde hiç acımadan hicvedilir.
BELEDİYE REİSİ (seçme bölüm)
Kokuyor leş gibi her yer belediye reîsi
Uğradı sıtmaya asker belediye reîsi
Günde beş kere doğursan yine bir fa'ide yok
Sana bir kâbile ister belediye reîsi
Yıkalım Ankara'yı bir yeni belde yapalım
Buluver bir iki dülger belediye reîsi
— Hüseyin Suat Yalçın, Gâve Destanı, s. 21–22
Hürriyet konusunda ise şair, "İstiklâl-i Matbûât Marşı"nda İstiklâl Marşı'nı ironi yüklü bir üslupla adapte eder. Fikir özgürlüğünü ve sansürün kalkmasını ister; sesini çıkaramayanlar adına konuşur.
3. Şahıslara Yönelik Hicivler ve Otobiyografi
"Kendi Kendime" şiirinde babasının kararıyla doktor olma sürecini mizahla anlatır; kendi yazgısıyla alay eder. Yakın arkadaşı Salâh Cimcöz'ü ise Malta sürgününden dönüşünde işsiz, evsiz kalan biri olarak ironik bir merhamet diliyle konu eder. Hüseyin Suat, tüm bu hicivlerin başında kitabın giriş beytinde kendine bir ilke koyar:
Tîr-i nüktem sîne-i yârânda hûnbâr olmasın
Dostlar şekl-i mizâhımla dil-âzâr olmasın
Sonuç
Gürman Şahin'e göre Gâve Destanı, dönemin siyasî ve sosyal sorunlarını sistematik bir mizahla belgeleyen önemli bir eserdir. Siyasî içerikli şiirler sayıca baskındır. Şair Eşref'in etkisi belirgindir; Mehmet Âkif Ersoy'un sesi ise savaş şiirlerinin hüzünlü satırlarında hissedilir. Hüseyin Suat, çok ses getirmese de yaşadığı devrin tarafsız ve keskin bir tanığı olarak edebiyat tarihindeki yerini almıştır.
Yeni Türk Edebiyatı, Sayı 17, Nisan 2018, s. 127–148.

Okur Görüşleri
Henüz yorum yapılmadı
Bu yazı için ilk yorumu sen yazmak ister misin?
Yorum Gönder