Rainer Maria Rilke Şiirler Duino Ağıtları - Rainer Maria Rilke Yazan: Şiir Rafım 3.12.25 URL Copied Son Baskı: 3.12.25 | Hesaplanıyor... Duino AğıtlarıRainer Maria Rilke'nin Duino Ağıtları şiiri.Rainer Maria Rilke1. AĞIT……..Tuhaf şey elbette, artık şu yeryüzünde oturmamak,unutmak bundan böyle daha yeni edinilmiş alışkıları,insanca geleceğin anlamını verememekgüllere, vaatlerle dolu öbür şeylere;o sonsuz korkulu ellerde ne idiysekonu artık olmamak ve öz adını bilekoyup gitmek bir kırılmış oyuncak gibi.Ne tuhaf, dilekleri dileyememek daha,bütün olan her ne varsa darmadağın uçuşurgörmek uzayda. Zahmetli şey ölü olmak,yeni baştan, ağır ağır alışmak öyle zor ki,biraz olsun bengilik sezer insan zamanla.……….2. AĞITHer melek korkunçtur. Yine de, eyvah,sizleri şakıyorum, nerdeyse öldürücü kuşları ruhun,bilerek sizleri. Hani Tobias’ın yaşadığı çağ?Işıyanlardan biri durmuştu gösterişsiz kapısında evin,yol için kılık değiştirmiş biraz, korkunçluğu gitmiş bile;(delikanlı delikanlıya, nasıl öyle bakıyordu merakla).O korkunç ulu melek şimdi yıldızların ardındanbize doğru bir adım yanaşıverse,yüreğimiz ağzımıza gelirdi. Kimlersiniz?…………3. AĞITBiri var, sevgiliyi söylemek. Öbürü eyvah,o saklı, o suçlu ırmak tanrısını kanın.Genç kız, senin uzaklardan seçtiğin delikanlı, o kendisine bilir isteğin efendisini, çok zaman yalnızlığı içindesen daha dindirmeden ya da hiç yokmuşun gibi,ah hangi bilinmezlikle damlayarak o tanrı başınıkaldıran, sonsuz bir ayaklanmaya çağırıp geceyi.Ey kanın Neptün’ü, korkunç üç çatalıyla.Ey sarmal midyeden yapılmış göğsünün karanlık yeri.Kulak ver, gece nasıl çukurlaşıp oyuluyor. Siz, yıldızlar,sizlerden doğmuyor mu sevenin isteği sevdiğinin yüzüne?İçten içe kavrayışı arık yüzünü onunbir arık yıldızdan değil mi?Sen gelmedin, yazık, ne de anası geldikaşlarının yayını böyle bekleyiş dolu.Seninle değil, onu duyan kız, seninle değildudağının kıvrılışı daha verimli anlatıma.Sanır mısın gerçekten, senin tüy gibi hafif ortaya çıkışındıronu böylesine sarsan, sen ki sabah yeli gibi gelirsin?Gerçi onun yüreğini oynattğn; ama içinde boşanandaha eski korkulardı hafif dokunuşunla senin.Çağır onu… Gene bütün bütün çağıramazsın karanlıkçevresinden. İstemesine ister, kopup gelir, rahatlayıp alışırsenin saklı yüreğini, alır ve bağlar kendini.Ama hiç bağladı mı kendini?Sendin onu küçük yapan, ey ana, sendin onu bağlayan;senin için yeniydi o, yeni gözleri üstüneiyi dünyayı eğdin, saldın yabancısını.Ah nerede o yıllar, sen, daha fidan gibi,kaynayan kaos’un yerini tutardın onun gözünde?Çok şey sakladın ondan; geceleyin kuşku veren odayızararsız kıldın; sığınaklar dolu yüreğinden birazinsanca uzay kattın gece uzayına odanın.Zifiri karanlığa değil, hayır, daha yakın varlığına koyardıngece lambasını, o da sanki dostluğundan ışırdı.Tek çıtırtı olmazdı ki ona gülümseyerek açıklayamıyasın;çoktan bilir gibiydin, sofanın ne zaman canlandığını…Kulak kabartırdı o, yatışırdı. Öylesine güçlüydüsevgi dolu kalkışın; koca mantosu içinde alınyazısıdolabın ardına saklanırdı, tedirgin geleceği sığardıhafifçe yer değiştiren kıvrımları arasına perdenin.Kendisi rahatlamış yatardı böyle, akıtıpgözkapakları altında o tatlılığı ön uykusuna,senin biçimlendirdiğini oyun gibi –;korunmuş görünürdü… Ama içinde: Kim savar,kim tutardı içinde aslanın ırmaklarını?Ah sıkıntı yoktu uyuyan için; uyurken,ama düş görürken, ama hummada: Nasıl bırakırdı kendini.Daha yeni, daha ürkek, nasıl yakalanırdı içindeki oluşunçepçevre boyveren sarmaşıklarına dolanıp,örnekler olurdu, boğazlayıcı üreyiş, kovalayanhayvansı biçimler. Nasıl verirdi kendini –. Severdi.Kendi içini severdi, içindeki yabanlığı, eldeğmemiş ormanı, –ve dilsiz çökmüşlüğü üzerinde ormanın, yüreği dururduIşık yeşili. Evet, sevdi. Bırakıp yürüdükendi kökleri boyunca zorlu başlangıcına,çoktan yaşanmıştı orada küçücük doğuşu. Daha eskikana indi severek, dar boğazlara, Korkunç’unoturduğu, ataları yemiş, daha karnı tok.Her Ürkünç tanıdı onu, göz kırptı, haberli gibiydi.Evet, gülümsedi Ürkünç… Azdır seninöyle gülümsediğin, ana. Nasıl sevmezdi artık,ona gülümsemişti ya. Senden de öncesevmişti onu, çünkü sen daha karnında taşırkentohumu çimlendiren özsuyun içindeydi.Bak, biz çiçekler gibi tek bir yılın uzayından sevmiyoruz; biz severken öncesi düşünülmezözsu yükseliyor kollarımıza. Ey kızlar,İşte bu: İçimizde seviyoruz biz. Geleceği, bir tek çocuğu değil, mayalamakta olanı sayısız;babaları seviyoruz, yıkılmış dağlar gibiderinimizde yatan; bir zamanki analarınkuru dere yatağını –; ses vermez ülkeyi bütün,o apaçık ya da bulut bulut yazgıaltında–: İşte bu , genç kız, senden öncesi.Sen kendin, ne bilirsin, hangi uzak çağlarıdirilttiğini sevenin içinde. Başkalaşmış varlıklardanhangi duygular yol bulup yükseldi. Ne kadınlar kin duydu sana.Bilmezsin, ne karanlık adamlar uyandırdındamarlarında onun. Sana gelmek istediölü çocuklar… Yavaşça, ah yavaşça,sevgi dolu bir iş yap, güvenilir, gündelik bir iş, onun önünde, –al onu, bahçelerin oraya götür, gecelerin o büyük ağırlığını ver ona…Alıkoy onu……4. AĞITEy yaşamın ağaçları, ey ne zaman kışlık?Uzlaşmış değiliz. Haberli değilizbiz göçmen kuşlar gibi. İş işten geçince,apansız yellerin önüne katılıpkonuyoruz aldırmaz gölün üstüne.Aynı anda biliyoruz çiçeklenmeyi ve solmayı.Bir yerlerde aslanlar dolaşıyor daha, bilmeden,aslan oldukları süre, güçsüzlük nedir.………..5. AĞIT……….Bir yer olmalıydı bizim bilmediğimiz, ey melek! Oradaanlatılmaz halı üzerinde göstermeliydi sevenler,burada ustalığa hiç erişemeyenlero korkusuz, yüce hünerlerini yürek coşkunluğunun,istek kulelerini, o uzun zamandıraltında yer olmadığı› için yalnız birbirine dayananmerdivenlerini göstermeliydi sarsılarak-, başarsalardı bunu,çepeçevre toplanan seyircilerin, sesi çıkmaz ölülerin önünde:O zaman atar mıydı seyirciler o sonuncu, o hep biriktirilmiş,hep saklanmış, bizim hiç bilmediğimiz,mutluluğun sonsuza dek geçer akçelerini atar mıydı, en sonundagerçekten gülümseyen çiftin önüne, dinmiş halı üzerindeki?9. AĞIT…………Yeryüzü, bu değil mi istediğin: Bir görünmezuyanış içimizde?– Kurduğun düş bu değil mi,bir kez görünmez olmak-– Yeryüzü! Görünmez!Değişim değilse ne, yüklediğin büyük ödev?Yeryüzü, sevdiğim, istiyorum. İnan, tüm buharlarıngerekli değil beni kazanman için-, yalnız bir tanesi,bir tanesi kanıma çok bile artık.Ben, adsız, seni seçtim kendime, çok uzaktan.Her zaman haklıydın sen, senin kutsal buluşundurdostumuz ölüm.Bak, yaşıyorum işte. Nereden! Ne çocukluk,ne gelecek azalıyor… Artmışçasına varlıkkaynıyor yüreğimden.Rainer Maria RilkeÇeviren: Can Alkor📚Türk Ve Dünya Edebiyatından Seçkin Şiirleri Okudunuz mu?👉Unutulmaz Türk Şairleri Ve Şiirleri👉Unutulmaz Dünya Şairleri Ve Şiirleri👀İçerik Hakkında👇🔄Güncelleme : 3 Aralık 2025🔎Açıklamalar: ☑ Bu içerik hakkında düşüncelerinizi yorumlarda belirtiniz.☑ Şikayet veya Düzeltme isteklerinizi siirrafim@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.💼Kaynaklar : ✔ https://simgesiir.wordpress.com/ ✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz. Paylaş Bağlantıyı al Facebook X Pinterest E-posta Diğer Uygulamalar Yorum Gönder Yorumlar
Duino Ağıtları
✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder
Siz bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yazarak katkıda bulunabilirsiniz.