Yeni:

latest

Haziranda Ölmek Zor - Hasan Hüseyin

Hasan Hüseyin Korkmazgil - Haziranda Ölmek Zor şiiri incelemesi: Nâzım Hikmet ve Orhan Kemal anısına toplumsal bir ağıt analizi. ...

✒️ 3 dakika okuma süresi
İyi Okumalar! Yorumlarınız bizim için kıymetlidir.
Hasan Hüseyin Korkmazgil - Haziranda Ölmek Zor şiiri incelemesi: Nâzım Hikmet ve Orhan Kemal anısına toplumsal bir ağıt analizi.

Edebi İnceleme, Künye ve Şiir

Şiir: Haziranda Ölmek Zor
Şair: Hasan Hüseyin Korkmazgil
Konu: Haziran ayında kaybedilen iki dev ismin (Nâzım Hikmet ve Orhan Kemal) ölümü üzerinden, 1960’lı yılların baskıcı siyasi atmosferi, işçi sınıfının çilesi ve halkın özgürlük mücadelesi.
Ölüm Şiirleri
Tematik Odak: Ölüm, siyasi baskı (tank, tomson, darbe), emek sömürüsü, direnç ve Haziran ayının tezatlığı (yaşamın tazeliği vs. ölümün ağırlığı).
Edebi Dönem: Toplumcu Gerçekçi Şiir.

Analitik Notlar:

Şiir, "leylâk ve tomurcuk kokusu" gibi yaşamı müjdeleyen doğa imgeleriyle, "tank paleti ve darağacı" gibi ölümü simgeleyen siyasi imgeleri çarpıştırır. Şair, bir "basın işçisi" kimliğiyle olayların merkezindedir. Şiirin kalbinde Nâzım Hikmet’in 3 Haziran 1963’teki ve Orhan Kemal’in 2 Haziran 1970’teki ölümleri yatar. "Kaderin üstünde bir kader" değil, burada "insanın insanı astığı" somut bir trajedi sorgulanır. Şair, acıyı on üç yıl demledikten sonra "damıttığını" belirterek, toplumsal belleğin şiirle nasıl inşa edildiğini gösterir.

Haziranda Ölmek Zor Şiirinin Görsel Analizi
Hasan Hüseyin Korkmazgil'in Haziranda Ölmek Zor Şiirinin Görsel Analizi.

 Haziranda Ölmek Zor


       orhan kemal'in güzel anısına 

işten çıktım 
sokaktayım 
        elim yüzüm üstümbaşım gazete 

sokakta tank paleti 
sokakta düdük sesi 
sokakta tomson 
        sokağa çıkmak yasak 

sokaktayım 
gece leylâk 
       ve tomurcuk kokuyor 
yaralı bir şahin olmuş yüreğim 
uy anam anam 
haziranda ölmek zor! 

havada tüy 
havada kuş 
havada kuş soluğu kokusu 
hava leylâk 
       ve tomurcuk kokuyor 
ne anlar acılardan/güzel haziran 
ne anlar güzel bahar! 
kopuk bir kol sokakta 
              çırpınıp durur 

çalışmışım onbeş saat 
tükenmişim onbeş saat 
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım 
anama sövmüş patron 
       ter döktüğüm gazetede 
sıkmışım dişlerimi 
ıslıkla söylemişim umutlarımı 
             susarak söylemişim 
sıcak bir ev özlemişim 
sıcak bir yemek 
ve sıcacık bir yatakta 
             unutturan öpücükler 
çıkmışım bir kavgadan 
                    vurmuşum sokaklara 

sokakta tank paleti 
sokakta düdük sesi 
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki 
             dallarda insan iskeletleri 

asacaklar aydemir'i 
asacaklar gürcan'ı 
       belki başkalarını 
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim 
dökülüyor etlerim 
               sarı yapraklar gibi

asmak neyi kurtarır
       sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
               ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
        hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

asılmak sorun değil
        asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
               budur işte asıl sorun!

sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
             ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
        yağlı ipte sallanan morluğundan!

neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
                               kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı

işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
        gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
              ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
                    gitme korkusu
ah desem
       eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
       tutuşacak soluğum

asmak neyi kurtarır
       öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
               güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
       ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak

ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
                     bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
       n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
              ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

nerdeyim ben
nerdeyim ben
       nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
        kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
            göçen kim dünyamızdan?

asmak neyi kurtarır
       öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
       ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
              söyler hangi güzelliği?

kökü burda
        yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
       göçtü memet diye diye
              şafak vakti bir çınar
           silkeledi kuşlarını
                         güneşlerini:
«oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,                                                                   memet!»

gece leylâk
       ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
       uy anam anam
       haziranda ölmek zor!

bu acılar
bu ağrılar
              bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

kim bu korku
        kim bu umut
ne adına
              kim için?

«uyarına gelirse
       tepemde bir de çınar»
             demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gönü»
demek ki «şile bezi»
demek ki «yeşil biber»
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de «saman sarısı»
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
              geride kalanlara

nerdeyim ben
        nerdeyim?
kimsiniz siz
        kimsiniz?

yıllar var ki ter içinde
       taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
                      3 haziran '63'ü

bir kırmızı gül dalı 
                    şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
                    iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
       yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
              iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı 
                      nâzım ustanın

gece leylâk
       ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
              şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

Hasan Hüseyin

1963'lerde yaşanılanları ben, ancak böyle dökebildim 1976'larda şiire.
Onüç yılda özümsemişim o olayları, onüç yıl sonra damıtabilmişim. O günleri yaşayıp da ozanlığa soyunanlar, elbette ki benden daha iyi yapabileceklerdir bu işi. "El elden üstündür, taa arşa kadar" demiş eskiler. 
  Hasan Hüseyin
 
Haziranda Ölmek Zor Şiirinin Görsel Portresi
Hasan Hüseyin Korkmazgil'in Haziranda Ölmek Zor Şiirinin Görsel Portresi.

🎭 Şairin Portresi

Hasan Hüseyin Korkmazgil (1927 - 1984): Toplumcu gerçekçi şiirin en gür sesli "eylemci" şairlerinden biridir. Şiiri, sokağın diliyle, işçinin alın teriyle ve halkın öfkesiyle yoğurmuştur. Mizahı ve yergiyi, derin bir lirizmle birleştirebilen ender kalemlerdendir. Hayatı boyunca baskılara boyun eğmemiş; Nâzım Hikmet geleneğini, Anadolu’nun kadim dertleri ve modern bir söylemle birleştirerek "direnişin estetiğini" kurmuştur.


📚 Kaynaklar ve Referanslar

  • Hasan Hüseyin - Haziranda Ölmek Zor, Bilgi Yayınevi.
  • ​Asım Bezirci - Hasan Hüseyin: Yaşamı, Kişiliği, Sanatı.
  • ​Şükran Kurdakul - Çağdaş Türk Edebiyatı.

💬 Düşüncelerinizi Paylaşın: 

Hasan Hüseyin, "Yaşatmaktır önemlisi / güzel yaşatmak" diyerek sanatın ve politikanın nihai amacını özetliyor. Haziran ayı sizin için yaşamın tomurcuklandığı bir bahar mı, yoksa gidenlerin ardından kalan bir "yürek sızısı" mı? Şairin "şuramda bir çalıkuşu ötüyor" dediği o bitmeyen umudu siz nerede buluyorsunuz? Düşüncelerinizi Siirrafim.art topluluğuyla paylaşın.

✍️ Siirrafim.art
🔄 Son Güncelleme: 2026-03-04T07:27:14Z

Bu içerik size ne hissettirdi?

✒️

Bu sayfada yer alan mısraların telif hakları şairin kendisine veya yasal temsilcilerine aittir. Gayemiz, edebiyatımızın bu kıymetli hazinelerini tanıtmak ve gönüllere sevdirmektir.

"Paylaşalım ki, sevgi sadece bizde kalmasın; tüm dünyaya nefes olsun."

Hiç yorum yok

Siz bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yazarak katkıda bulunabilirsiniz.

Yaşayan ve Yaşatılan Şiir

Şairler

Attila İlhan Nazım Hikmet Ran Cahit Külebi Hasan Hüseyin Korkmazgil Gülten Akın Cemal Süreya Melih Cevdet Anday Aşık Veysel Şatıroğlu Ceyhun Atuf Kansu Hilmi Yavuz İlhan Berk Ahmed Arif Aziz Nesin Metin Altıok Rıfat Ilgaz İsmet Özel Şükrü Erbaş Pablo Neruda Tevfik Fikret Turgut Uyar Ümit Yaşar Oğuzcan Ahmet Oktay Ataol Behramoğlu Behçet Necatigil Cahit Sıtkı Tarancı Can Yücel Karacaoğlan Mehmet Akif Ersoy Orhan Veli Kanık Adnan Yücel Ahmet Haşim Ahmet Kutsi Tecer Ahmet Muhip Dıranas Bekir Sıtkı Erdoğan Enver Gökçe Kul Nesimi Muzaffer Tayyip Uslu Necip Fazıl Kısakürek Sabahattin Ali Sezai Karakoç Sylvia Plath Turgay Fişekçi Yahya Kemal Beyatlı Özdemir Asaf Ülkü Tamer Abdurrahim Karakoç Ahmet Erhan Ahmet Telli Arif Nihat Asya Arkadaş Zekai Özger Attila Jozsef Behçet Aysan Cenap Şahabettin Charles Baudelaire Dante Alighieri Didem Madak Edgar Allan Poe Edip Cansever Ercişli Emrah Fazıl Hüsnü Dağlarca Fuzuli Halil Cibran Hidayet Karakuş Kemal Özer Louis Aragon Melisa Gürpınar Mevlana Celaleddin Rumi Muammer Hacıoğlu Pir Sultan Abdal Rainer Maria Rilke Refik Durbaş Rıza Tevfik Bölükbaşı Sadık Doğan Sennur Sezer Türkan İldeniz Yavuz Bülent Bakiler Yaşar Kemal Yunus Emre Yusuf Hayaloğlu A. Kadir Abdülhak Hamit Tarhan Ahmet Hamdi Tanpınar Arthur Rimbaud Asaf Halet Çelebi Aşık Daimi Bahaettin Karakoç Behçet Kemal Çağlar Bertolt Brecht Birhan Keskin Bülent Güldal Ece Ayhan Erzurumlu Emrah Faruk Nafiz Çamlıbel Federico Garcia Lorca Ferda Balkaya Çetin Johann Wolfgang von Goethe Jorge Luis Borges Kemalettin Kamu M. Sunullah Arısoy Mahmud Derviş Maya Angelou Mehmet Mahzun Doğan Metin Eloğlu Mustafa Özçelik Namık Kemal Nesimi Nevzat Çelik Neyzen Tevfik Nilgün Marmara Niyazi Akıncıoğlu Nurullah Genç Oktay Rifat Horozcu Orhan Seyfi Orhon Ruhsati Rüştü Onur Salih Bolat Serdari Seyhan Erözçelik Teslim Abdal Vasfi Mahir Kocatürk Vedat Türkali Veysel Çolak Victor Hugo Yaşar Nabi Nayır Yılmaz Erdoğan Yılmaz Odabaşı Ziya Osman Saba Ömer Bedrettin Uşaklı Özdemir İnce İbrahim Tenekeci Şeyhi A. Vahap Akbaş Abdal Musa Abdülkadir Budak Abdülkadir Bulut Ali Rıza Ertan Ali Şir Nevayi Aydın Öztürk Aşık Mahzuni Şerif Aşık Noksani Aşık Özlemi Baki Ayhan T. Bedri Rahmi Eyüpoğlu Bejan Matur Cahit Zarifoğlu Can Bonomo Celal Sahir Erozan Celal Sılay Cemal Safi Cevat Çapan Dadaloğlu Egemen Berköz Emily Dickinson Eşrefoğlu Rumi Fethi Savaşçı Füruğ Ferruhzad Gevheri Gonca Özmen Gültekin Emre Güven Turan Hacı Bayram Veli Halim Yağcıoğlu Hasan Ali Yücel Hasan Dede Hasibe Ayten Hüseyin Haydar Işık Öğütçü Kaygusuz Abdal Kayıkçı Kul Mustafa Kazak Abdal Kağızmanlı Hıfzı Kemal Varol Konstantin Simonov Kul Hüseyin Lale Müldür Langston Hughes Mahmut Temizyürek Mehmet Can Doğan Mesleki Mithat Cemal Kuntay Murathan Mungan Mustafa Aydoğan Naze Nejla Yerlikaya Necmettin Halil Onan Nihat Behram Octavio Paz Onur Caymaz Orhan Alkaya Orhan Şaik Gökyay Ozan Erbabi Pierre-Jean de Beranger Sait Maden Sultan Veled Süreyya Berfe Turgay Kantürk Yücel Kayıran Ömer Turan

Bugünün Misafirleri