✦ Şiirinizi gönderin — Okur Şiirleri Köşesi'nde
✦ Şairler Testi'ni çözün
✦ Önemli Şiir Günleri Ajandası'na bakın
✦ Aylık E-Dergi'yi okuyun
✦ Şiir Rafım Radyosu'nu dinleyin
✦ Şiir Rafım Kitaplığı'na bakın
✦ Şiir Arşivi'nde sevdiğiniz şiirleri keşfedin
✦ Kültür Sanat Etkinlikleri'nde güncel kalın
Bıçak Kemikte, Hasan Hüseyin Korkmazgil — Şiir Analizi ve İncelemesi
O dîvan sensin artık
Analitik Notlar
Şiirin başlığı ve nakaratı, Türkçede yaygın bir deyimden -"bıçağın kemiğe dayanması"- beslenir; acının, artık hiçbir şekilde katlanılamayacak mutlak bir sınıra ulaştığını anlatan bu deyim, şiirin aciliyetini biçimsel olarak da sahneler. Açılış dörtlüğü, kısa, nefes nefese dizelerle ("Eti geçti, duydun mu?"), herhangi bir sıradan insana seslenmenin yaygın bir yolu olan "Allah'ın kulu" hitabıyla ve romantikleştirilmeyen bir uykudan uyanma çağrısıyla ("silkin") kurulur -"bu ne biçim uyku bu" dizesi, dışsal baskı kadar edilgen kabullenişi de örtük biçimde suçlar.
Sonraki iki dörtlük, bu aciliyetin maddi gerekçesini yoksunluk sözcükleriyle inşa eder: her şey "verilmemiş, alınmış"tır her zaman, yükler dağlar gibi vurulmuştur, topraklar paylaşılmış, kıyılar yağmalanmış, hatta "umut hacizde"dir -borç ve haciz gibi hukuki-mali bir dilin, duygusal/varoluşsal bir yoksunluğu anlatmak için ödünç alındığı çarpıcı bir imge. Ardından gelen retorik soru -"ya bu neyin puştluğu bu?"- ve sömüren sınıfa tam bir insanlık payesi vermeyi reddeden dize -"insan değil, hâşâ, bir yağmacı soyu bu"- şiiri betimlemeden açık bir suçlamaya taşır; bu, Korkmazgil'in ait olduğu toplumcu gerçekçi geleneğin karakteristik bir hamlesidir.
Şiirin son bölümü, otoriteyi tümüyle tersine çeviren bir hamle yapar. Betimlediği aynı ezilen figüre seslenerek şöyle der: "Üretensin yaratansın yürütensin dağları" -üretme ve yaratma gücünü tamamen yoksulların omuzlarına yükleyerek, onları artık sessizliği bozmaya çağırır. Ardından gelen aile tablosu -boynu bükük bir ana, kolu kırık bir baba, kan içindeki oğullar- bu toplu acıyı kişiselleştirir, şiirin doruk noktasındaki alıntıdan önce: "kalsın benim dâvam dîvana kalsın" -Pir Sultan Abdal'ın "Divana Kalsın" deyişinden alınma bir dize. Pir Sultan'ın orijinal deyişinde bu dize, davayı "Kırkların divanı"na, yani ilahi/mistik bir yargı makamına emanet ederken, Korkmazgil'in şiiri buna doğrudan, dünyevi bir yanıt verir: "o dîvan sensin artık" -yargı, artık az önce dünyanın kralsız yaratıcıları ilan edilen halkın kendisine devredilir.
Eti geçti, duydun mu?
Bıçak kemikte.
Duymadınsa duy artık
behey Allah'ın kulu,
bıçak kemikte.
Duy da silkin n'olursun
bu ne biçim uyku bu.
Bıçak kemikte
Verilmemiş alınmış hep,
yük vurulmuş dağlar gibi – insanlık bu mu?
Çalıyor sömürünün imdat çanları,
kımılda da kurtar şu onurunu
bıçak kemikte.
Topraksa paylaşılmış kıyılarsa yağmalanmış,
umut hacizde,
ya bu neyin puştluğu bu
sana yokluk sana yasak sana dam
insan değil – hâşâ – bir yağmacı soyu bu,
bıçak kemikte.
Üretensin yaratansın yürütensin dağları,
bakma öyle kilit kilit, duvar duvar.
Yetsin artık bu susku
bıçak kemikte.
Anasın boynun bükük babasın kolun kırık
oğullar kan içinde.
Kaldır artık başını
«kalsın benim dâvam dîvana kalsın» demiş ozan.
O dîvan sensin artık
bıçak kemikte.
Özel Durum: Pir Sultan Abdal'a Bir Yanıt, Günümüze Uzanan Bir Çağrı
Şiirin doruk beyti, 16. yüzyıl Alevi-Bektaşi ozanı Pir Sultan Abdal'ın "Divana Kalsın" (Ben de Şu Dünyaya Geldim Giderim) adlı deyişine dayanır. Pir Sultan'ın orijinal dizeleri şöyledir: "Pir Sultan Abdal'ım dünya fânidir / Giden adil beyler gelen ihvandır / Kırkların divanı ulu divandır / Kalsın benim davam divana kalsın." Zulme ve haksız yargıya boyun eğmeyen Pir Sultan, davasını dünyevi bir mahkemeye değil "Kırkların divanı"na -Alevi inancındaki mistik bir yargı makamına- bırakır. Korkmazgil, bu köklü halk deyişini alıp taşıdığı ilahi otoriteyi dünyevi bir özneye devreder: "o divan sensin artık" diyerek, yargı yetkisini doğrudan ezilen halkın kendisine verir. Şiirin güncelliğini yitirmediğinin bir kanıtı da, yazılışından onlarca yıl sonra hâlâ işçi ve emek örgütleri tarafından aktif biçimde paylaşılıyor olmasıdır; örneğin Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği'nin (UİD-DER) internet sitesinde 2016'da yayımlanan bir yazı, şiiri dize dize yorumlayarak günümüz işçi sınıfının mücadelesine bağlamıştır.
Hasan Hüseyin Korkmazgil — Şairin Portresi
Şairin başka bir şiiri için sitemizdeki Haziranda Ölmek Zor yazımıza da göz atabilirsiniz.
Hasan Hüseyin Korkmazgil, TEİS'e göre 4 Mart 1927'de Şükrü Bey ile Gülşan Hanım'ın çocuğu olarak Sivas'ın Gürün ilçesinde, yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğdu. İlkokulu memleketinde bitirdikten sonra parasız yatılı olarak önce Niğde Ortaokulu'na, ardından Adana Erkek Lisesi'ne gitti; liseden sonra Çapa Eğitim Enstitüsü'ne kabul edildi, oradan nakledildiği Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nden 1950'de mezun oldu. İlk olarak Kahramanmaraş Afşin Ortaokulu'na Türkçe ve müzik öğretmeni atandı; 20 Ağustos 1950'de sürgün edildiği Göksun Ortaokulu'nda altı ay kadar çalıştıktan sonra 15 Mart 1951'de tutuklandı, Anayasa'nın 141 ve 142. maddeleriyle yargılanıp yedi ay yirmi beş gün ağır hapis cezasına çarptırıldı.
1960'a kadar yaklaşık dokuz yılını Sivas ve Gürün'de arzuhâlcilik, tabelacılık, dava vekilliği ve ressamlıkla geçimini sağlayarak geçiren, bu süre boyunca şiir ve gülmece öyküleri yazmayı sürdüren Korkmazgil, 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Ankara'ya gidip gazetecilik yaptı. Türkiye İşçi Partisi'nin etkin bir üyesi olarak 1965 ve 1973 seçimlerinde milletvekili adayı oldu. 1966'da yayımlanan Kızılırmak adlı şiir kitabı yüzünden tutuklandı, 30 Ocak 1967'de üç yıl ağır hapis cezasına ve sürgüne mahkûm edildi. 11 Haziran 1964'te öğretmen Azime Karabulut'la evlendi, çiftin Temmuz adında bir kızları oldu.
1970'ten sonra kendini tamamen yazmaya veren, yaşamı boyunca 15'i şiir olmak üzere toplam 26 kitap yayımlayan Korkmazgil'in şiirleri, halkın yaşayış tarzından, söz varlığından ve geleneklerinden beslenen, toplumcu gerçekçiliğin izlerini taşıyan bir çizgide gelişti; yakın arkadaşı Aziz Nesin'i aratmayacak mizahi öykülere de imza attı. Düşmeye bağlı beyin kanaması geçirip 376 gün süren ağır bir hastalık döneminin ardından 26 Şubat 1984 Pazar günü Ankara'da hayatını kaybetti, Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi. "Bıçak Kemikte" gibi şiirleri, ölümünden onlarca yıl sonra bile işçi ve emek örgütlerince güncelliğini koruyan metinler olarak anılmaya devam ediyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Bıçak Kemikte şiiri hangi kitaptan alınmıştır?
Şiir, adını taşıyan Bıçak Kemikte adlı seçme şiirler derlemesinde (Bilgi Yayınevi, 3. Basım, 2020, S. 75) yer almaktadır.
Bıçak Kemikte şiirinin konusu nedir?
Şiir, "bıçağın kemiğe dayanması" deyiminden hareketle sömürünün ve yoksunluğun dayanılmaz sınırına ulaştığını anlatır; şiirin sonunda halk, kendi tarihinin biricik yargıcı (divanı) ilan edilir.
Hasan Hüseyin Korkmazgil kimdir?
Hasan Hüseyin Korkmazgil (1927–1984), toplumcu gerçekçi Türk şiirinin en gür sesli isimlerinden biri, şiiri sokağın diliyle, işçinin alın teriyle ve halkın öfkesiyle yoğuran bir şair, yazar ve gazetecidir.
▾ Ayrıntılar
✍️ Okuduğunuz bu içeriği, kalp ikonuna tıklayarak beğenebilir; Google hesabınızla giriş yaparak Favorilerinize ekleyebilirsiniz.
✍️ Beğendiğiniz dizeleri/metinleri fareyle seçerek veya üzerine basılı tutarak hızlıca alıntılayabilir ve yorumunuza ekleyebilirsiniz.
✍️ İçeriğin ana başlığının altındaki paylaşım butonlarını ya da içeriğin sonundaki "Paylaşım" seçeneklerini kullanarak, ya da bağlantı linkini kopyalayarak doğrudan sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz.
🎧 Dilerseniz sesli olarak da dinleyebilirsiniz:
Yorumlar
Yorum Gönder
Siz bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yazarak katkıda bulunabilirsiniz.