Yeni:

latest

Şiir Sevmek:Melih Cevdet Anday’ın Şiir Üzerine Yazısı ve Genel Analiz

Şiir Sevmek:  Melih Cevdet Anday ile Şiir, İlham ve Gelenek Üzerine Şiir Sevmek: Melih Cevdet Anday yazdı. Şiir Yazmak mı, Şiir Söylemek mi?...

✒️ 3 dakika okuma süresi
İyi Okumalar! Yorumlarınız bizim için kıymetlidir.

Şiir Sevmek: 
Melih Cevdet Anday ile Şiir, İlham ve Gelenek Üzerine


Şiir Sevmek
Şiir Sevmek: Melih Cevdet Anday yazdı.


Şiir Yazmak mı, Şiir Söylemek mi?

Divan şairleri, şiirlerini «söylerlerdi», demek «yazmazlardı». O yüzden Yahya Kemal, «Ben o şiirimi şurda yazdım» demez, «şurda söyledim» derdi. «Şiir söylemek» esinlemeği, «yazmak» ise yapmağı (uğraşmağı) gösterir. Yeni şiirin düşünürlerinden olan Sabahattin Eyuboğlu, «Şiirin yapısı» adlı bir dizi yazısında, bu ayırdı yetkinlikle ortaya koyar ve ilginç olanı, şiiri yapanlar arasında Yahya Kemal’i de örnek olarak verir.

Gelenek uyarınca, bizde, ozanın her an esinli olduğuna inanılırdı. Halit Fahri Ozansoy, bir gece, Kalamışta mehtap seyretmeğe çıkmış sandalla, anlatır, sandaldaki hanımlardan biri ayışığından duygulanıp. günün ünlü ozanına, «Bir şiir söylesenize mehtaba» demiş. Üstat o sırada esinli miydi, değil miydi, orasını bilmiyoruz.

Şairlerin Dalgınlığı Efsanesi

Nurullah Ataç’tan dinlemiştim; bir akşam Büyükada’ya giderlerken, Halit Fahri Ozansoy, yeni yazdığı şiiri okur Ataç’a vapurda, «Nasıl buldun?» diye sorar. Şiir aruzla yazılmış olduğu için, belleği çok güçlü olan Nurullah Ataç şıp diye kapmış, «Nerden çaldın bunu Halit Fahri» demiş ve okuyuvermiş baştan sona o şiiri. Zavallı Halit Fahri’nin düştüğü durumu düşünün!

Benim de boyuna şiir yazdığımı düşünenler olmuştur. Bir gün Üsküdar’dan yürüyerek Kuzguncuk'a gidiyordum; Paşalimanı'na geldiğimde, evden çıkarken anahtarı aldım mı, almadım mı diye kuşkuya düştüm, aradım ceplerimi yok. Elimle şakağımı uğuşturup denize bakarak başladım düşünmeğe. O sırada oradan geçen bir arabada tanıştığım bir avukat hanım varmış, «Şiir yazıyor, aman seslenmeyelim» demiş arkadaşlarına. Beni gördüğünde, «Geçen gün Paşalimanı’nda denize bakarak şiir yazıyordunuz, ne güzel!» demez mi? İşin içyüzünü anlatsam, biliyorum ki inanmayacak, şiir yazarken yakalandığım için utandığımı sanacak. Sustum.
Bir gün de Babıâli’de bir kaldırımdan öteki kaldırıma dalgın dalgın geçiyormuşum, aşağıdan gelen bir dolmuşun sürücüsü nerdeyse sövecek olmuş bana, bunu gören yolculardan biri, benim bir tanıdığım, «Kardeşim sinirlenme, şairdir o» demiş sürücüye. Adam da, «ya...» demiş, «ne bileyim ben şair olduğunu. Vah vah, az kaldı ağzımı bozacaktım.» Şoförün sözünden anlaşılacağına göre, ozanlar hep şiir yazdıkları için dalgın oluyorlar demek, ya da öyle sanılıyorlar. Benim böylesi dalgın bir ozan arkadaşım olmadı hiç.

Şiir ve Musiki: Ahmet Haşim Üzerine Bir Bakış

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bir kitabında, Ahmet Haşim’in bir mevsim boyu, İzmir’deki evlerine konuk olduğunu, ama bu süre içinde hiç şiir okumadığını anlatır. Haşim’i tanımadım; ama şiirlerinden belli ki, kulağa değil, göze önem veriyordu o. Yalnızca boyadığı görünümleri düşünerek söylemiyorum bunu, şiirde dizelerin sıralanışı da bir görünüm koyar ortaya, okuru gizliden etkiler bu sıralanış. Haşim, «seccade» ile «Dünyada»yı uyaklandırdığında, yeni abecemiz yoktu daha ortada, nasıl okuyabilirdi! Onun, şiiri musikiye benzetmesi çok başka anlamdadır; resmin musikisi varsa, şiirin de vardır, o kadar. Musikinin, varlığını tanıtlamak için nasıl bir aracıya gereksinmesi yoksa, resmin de, şiirin de yoktur. İşte Haşim, şiiri, bu anlamda musikiye yaklaştırır Yoksa o, alev sözcüğünün yazımında alevin kıvrımlarını gördüğünü söylediğinde ressamca düşünüyordu. Ressamlar dalgın olmazlar.
Her şiiri üstünde yıllarca çalıştığını bildiğimiz Yahya Kemal ise dalgınlığı biraz kaldırır. Ama esinlenmekten gelen bir dalgınlık değildir bu; diyelim, bir dizede yeri açık bırakılmış bir sözcüğü sürekli aramadan gelen dalgınlıktır. Esini tümden yadsıdığım sanılmasın; ama o, gelse gelse ancak çalışma sırasında gelir, çünkü «yapıcı»ya gereklidir yalnızca, esinlenmeği bekleyene değil.

Ozanlar ve Şiir Sevgisi

Ben eskiden bitmemiş şiirlerimden parçalar okurdum ozan arkadaşlarıma, sonra sonra vazgeçtim bundan. Çünkü o şiirleri bu yüzden hiç bitiremediğimi gördüm. Saygımdan söyleyememişimdir bunu Ahmet Hamdi Tanpınar'a; bana, bitmemiş şiirlerinden dizeler okurdu ikide bir. Şimdi Bedri Rahmi Eyuboğlu galerisi olan yer, Tanpınar’ın evi idi o zaman. Hiç unutmam, üzeri kitaplar, kâğıtlarla dolu olan büyük masasından bitmemiş şiirlerinin müsveddelerini almış, «Bitmemiş şiirler okunmaz, ama ikimiz de eczacıyız» demişti. Sanıyorum ki, onun kafasında hiç bir şiiri tam biçimini almış değildi. Bakın, Tanpınar benzerdi şaire, belki o yüzden «Kırtıpil Hamdi» adını takmışlardı ona. Ama ondan da çok Ataç benzerdi.

Şiiri ozanlardan daha çok sevenler vardır. Hattâ, yadırganacağını bile bile söyliyeyim, ozanlar öylesine çok sevmezler şiiri, sevmemelidirler. Ben şiiri çok sevenlerden uzak durmağa bakarım. Keyif sürenlerden hoşlanmam çünkü. Bana şiir okuyacağına, otursun tavla oynayalım, daha iyi. Ahmet Muhip Dıranas, son yıllarını Yenişehir’de, bir kahvede kâğıt oynayarak geçirmişti. Büyük bir ozandı.

2 Mayıs 1983

Melih Cevdet Anday: "Şiir Sevmek" Üzerine Genel Analiz


Melih Cevdet Anday, bu denemesinde şiir sanatına dair yerleşik kabulleri yıkarak, şairin dünyasına dair oldukça "yere basan" ve samimi bir perspektif sunar. Metin, temel olarak üç ana eksen etrafında şekillenir:

1. Şiir: "Esin" mi, "Uğraş" mı?

Anday, divan şiiri geleneğindeki "söylemek" (esinlenme/vahiy) ile modern anlayıştaki "yazmak" (zanaat/inşa) arasındaki farkı keskinleştirir. Ona göre şiir, dışarıdan gelen mistik bir ilhamın pasif bekleyişi değil; bir yapının tuğlalarını özenle dizmek gibidir.

 * Yahya Kemal Örneği: Anday, Yahya Kemal’i bu "yapıcı" disiplinin en somut örneği olarak görür. Şiir, "ilham gelince yazılan" değil, "eksik kalan sözcüğün aranmasıyla" tamamlanan bir süreçtir.

2. "Şairin Dalgınlığı" Mitolojisi

Toplumun zihnindeki "her an şiir düşünen, dünyadan kopuk, dalgın şair" imgesini, Anday kendi yaşamından verdiği trajikomik anekdotlarla yerle bir eder.

 * Sosyal Baskı: İnsanların şairleri "sürekli esin halinde" görme arzusu, şairin sıradan bir insan (anahtarını unutan, trafikte dalgın olan, gündelik sıkıntıları olan biri) olmasına izin vermez.

 * Ironi: Şairlerin "dalgın" olduğu düşünülürken, aslında sadece "insan" oldukları gerçeği göz ardı edilir. Anday, bu mitin hem gülünç yanını hem de şair üzerindeki "yükünü" başarıyla vurgular.

3. Görsellik ve Şiir Arasındaki Bağ

Ahmet Haşim üzerinden yaptığı analiz, metnin en entelektüel boyutudur. Anday, şiiri musikiye benzetmenin ötesine geçerek, şairin kelimelerle bir "görsel yapı" kurduğunu savunur.

 * Haşim'in Sanatı: Haşim'in şiirini "kulağa değil göze" hitap eden bir resim sanatı gibi değerlendirir. Şiirin, varlığını ispatlamak için başka bir sanata (musikinin etkisine) ihtiyaç duymaması, onun özerkliğini korur.

4. "Şiiri Sevenler"den Uzak Durmak

Anday’ın en çarpıcı tespiti ise, şiiri çok sevenlerden (keyif sürenlerden) duyduğu rahatsızlıktır. Ona göre, bir şairin şiiri "fazla sevmesi" bir zafiyettir. Şair, metinle arasına mesafe koyabilmeli; onu bir hayat tarzı, bir "keyif mezesi" haline getirmek yerine, onu bir iş (tavla oynamak kadar sıradan ve yaşamın bir parçası) olarak görmelidir.

Özetle

Melih Cevdet Anday, bu denemede "şairin kutsallığını" elinden alarak ona "işçiliği" geri verir. Şiiri bir fildişi kulesinden indirip kaldırıma, vapur iskelesine ve günlük yaşantıya taşır.
Metin, şiirin bir "oluş" süreci değil, bir "yapım" süreci olduğunu savunurken, şairin de toplumun ona biçtiği o "aylak, dalgın, ruhani" kalıba sığmak zorunda olmadığını, aksine gerçek bir şairin hayatın tam ortasında, hatta belki de en "sıradan" anlarda üreten biri olduğunu ispatlar.

Bu inceleme, şairin sanata ve kendi yaşamına olan mesafeli ama derin bağlılığını gözler önüne sermektedir.


📚 Kaynaklar ve Referanslar

  • Cumhuriyet Gazetesi, Akan zaman, duran zaman, 2. 5. 1983
  • https://www.siirparki.com/melihcevdet.html

💬 Düşüncelerinizi Paylaşın: Bu içerik sizde nasıl bir yankı uyandırdı? Eksik gördüğünüz noktaları veya şahsi yorumlarınızı aşağıda paylaşarak Siirrafim.art topluluğuna katkıda bulunabilirsiniz. Sanat, paylaştıkça çoğalır.

✍️ Siirrafim.art
🔄 Son Güncelleme: 2026-03-06T21:53:29Z

Bu içerik size ne hissettirdi?

Hiç yorum yok

Siz bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yazarak katkıda bulunabilirsiniz.

Yaşayan ve Yaşatılan Şiir

Şairler

Attila İlhan Nazım Hikmet Ran Cahit Külebi Hasan Hüseyin Korkmazgil Gülten Akın Cemal Süreya Melih Cevdet Anday Aşık Veysel Şatıroğlu Ceyhun Atuf Kansu Hilmi Yavuz İlhan Berk Ahmed Arif Aziz Nesin Metin Altıok Rıfat Ilgaz İsmet Özel Şükrü Erbaş Pablo Neruda Tevfik Fikret Turgut Uyar Ümit Yaşar Oğuzcan Ahmet Oktay Ataol Behramoğlu Behçet Necatigil Cahit Sıtkı Tarancı Can Yücel Karacaoğlan Mehmet Akif Ersoy Orhan Veli Kanık Adnan Yücel Ahmet Haşim Ahmet Kutsi Tecer Ahmet Muhip Dıranas Bekir Sıtkı Erdoğan Enver Gökçe Kul Nesimi Muzaffer Tayyip Uslu Necip Fazıl Kısakürek Sabahattin Ali Sezai Karakoç Sylvia Plath Turgay Fişekçi Yahya Kemal Beyatlı Özdemir Asaf Ülkü Tamer Abdurrahim Karakoç Ahmet Erhan Ahmet Telli Arif Nihat Asya Arkadaş Zekai Özger Attila Jozsef Behçet Aysan Cenap Şahabettin Charles Baudelaire Dante Alighieri Didem Madak Edgar Allan Poe Edip Cansever Ercişli Emrah Fazıl Hüsnü Dağlarca Fuzuli Halil Cibran Hidayet Karakuş Kemal Özer Louis Aragon Melisa Gürpınar Mevlana Celaleddin Rumi Muammer Hacıoğlu Pir Sultan Abdal Rainer Maria Rilke Refik Durbaş Rıza Tevfik Bölükbaşı Sadık Doğan Sennur Sezer Türkan İldeniz Yavuz Bülent Bakiler Yaşar Kemal Yunus Emre Yusuf Hayaloğlu A. Kadir Abdülhak Hamit Tarhan Ahmet Hamdi Tanpınar Arthur Rimbaud Asaf Halet Çelebi Aşık Daimi Bahaettin Karakoç Behçet Kemal Çağlar Bertolt Brecht Birhan Keskin Bülent Güldal Ece Ayhan Erzurumlu Emrah Faruk Nafiz Çamlıbel Federico Garcia Lorca Ferda Balkaya Çetin Johann Wolfgang von Goethe Jorge Luis Borges Kemalettin Kamu M. Sunullah Arısoy Mahmud Derviş Maya Angelou Mehmet Mahzun Doğan Metin Eloğlu Mustafa Özçelik Namık Kemal Nesimi Nevzat Çelik Neyzen Tevfik Nilgün Marmara Niyazi Akıncıoğlu Nurullah Genç Oktay Rifat Horozcu Orhan Seyfi Orhon Ruhsati Rüştü Onur Salih Bolat Serdari Seyhan Erözçelik Teslim Abdal Vasfi Mahir Kocatürk Vedat Türkali Veysel Çolak Victor Hugo Yaşar Nabi Nayır Yılmaz Erdoğan Yılmaz Odabaşı Ziya Osman Saba Ömer Bedrettin Uşaklı Özdemir İnce İbrahim Tenekeci Şeyhi A. Vahap Akbaş Abdal Musa Abdülkadir Budak Abdülkadir Bulut Ali Rıza Ertan Ali Şir Nevayi Aydın Öztürk Aşık Mahzuni Şerif Aşık Noksani Aşık Özlemi Baki Ayhan T. Bedri Rahmi Eyüpoğlu Bejan Matur Cahit Zarifoğlu Can Bonomo Celal Sahir Erozan Celal Sılay Cemal Safi Cevat Çapan Dadaloğlu Egemen Berköz Emily Dickinson Eşrefoğlu Rumi Fethi Savaşçı Füruğ Ferruhzad Gevheri Gonca Özmen Gültekin Emre Güven Turan Hacı Bayram Veli Halim Yağcıoğlu Hasan Ali Yücel Hasan Dede Hasibe Ayten Hüseyin Haydar Işık Öğütçü Kaygusuz Abdal Kayıkçı Kul Mustafa Kazak Abdal Kağızmanlı Hıfzı Kemal Varol Konstantin Simonov Kul Hüseyin Lale Müldür Langston Hughes Mahmut Temizyürek Mehmet Can Doğan Mesleki Mithat Cemal Kuntay Murathan Mungan Mustafa Aydoğan Naze Nejla Yerlikaya Necmettin Halil Onan Nihat Behram Octavio Paz Onur Caymaz Orhan Alkaya Orhan Şaik Gökyay Ozan Erbabi Pierre-Jean de Beranger Sait Maden Sultan Veled Süreyya Berfe Turgay Kantürk Yücel Kayıran Ömer Turan

Bugünün Misafirleri