Metin Altıok’un "Hançerin Sapı" şiiri, bireysel kederin toplumsal bir dirençle yoğrulduğu, geçmişin kokularıyla yarının umudu...
Metin Altıok’un "Hançerin Sapı" şiiri, bireysel kederin toplumsal bir dirençle yoğrulduğu, geçmişin kokularıyla yarının umudunu birleştiren derin bir iç döküştür.
Edebi İnceleme, Künye ve Şiir
Öyle yaralıyım ki / Ölmem ben artık.
| Şiir: |
Hançerin Sapı |
| Şair: |
Metin Altıok |
| Konu: |
Vicdan Muhasebesi, Aşk, Yalnızlık ve Toplumsal Adalet |
| Edebi Dönem: |
80 Kuşağı / Lirik ve Felsefi Şiir |
| Tematik Odak: |
Geçmişin lirik anılarıyla (fotoğraflar, kokular) bugünün sert gerçekliği (hızarlar, ölümler) arasındaki çatışma. |
Analitik Notlar:
Metin Altıok, bu uzun soluklu şiirde "haksızlık etme" telkiniyle kendi iç dünyasına dönerken, aslında bir dönemin panoramasını çizer. Şiirde duyusal imgeler (tarçın ve karanfil kokusu) ile görsel yıkım (dökülen sıvalar, viran yürek) iç içedir. "Hızarların umudu bölmesi", dış dünyadaki şiddetin ve değişimin birey üzerindeki tahribatını simgeler. Ancak şair, "Öyle yaralıyım ki ölmem ben artık" diyerek acının insanı öldürmeyen, aksine hakikate karşı dirençli kılan gücünü vurgular. Finaldeki "Hançerin sapı" imgesi, sadece bir saldırı aleti değil, o saldırının arkasındaki failin vicdanına ve tarihin soracağı hesaba (Şahmaran göndermesiyle) yapılan ağır bir atıftır.
 |
| Hançerin Sapı - Metin Altıok Şiiri. |
Hançerin Sapı
Haksızlık etme
Diyorum kendime;
Onurlandırıldın da,
Kınandın da sen.
Kendini kül dolu
Bir küpe gömdün.
Tersyüz ettin
Sevgini eskidikçe.
Güzel günler yaşadın.
Çiçeklerin oldu,
Bir evin örneğin;
Güneş gören,
Dağlara dönük balkonu.
İşte bu yüzden
Ağlarım ben
Kestaneler çatlarken.
Sabahın buğusu
Gözlerimi yaşartıyor,
Boynuma dolanıyor
Akşam zinciri.
Dağlardır beni avutan.
Söyleyin bana
Gözünüzü kırpmadan;
Sizce dönek midir zaman?
Eşkıyalar dağları
Anlayamazlar.
Çünkü suçtur onları
Dağlara çıkartan.
Darasıdır suç oysa
Yaşadığımız dünyanın.
Dağlar sizi
Pekmez ile kararım.
‘Öyle yaralıyım ki;
Ölmem ben artık.’
Ölmem ya kanarım,
Kanarım seve seve.
Haksızlık etmem
Suya ekmeğe
Hiç bir anahtar
Dönmese de kilidimde.
Bekliyorum kaç zamandır;
Uykusuzum, sabırsızım.
Başımı acıtıyor
Geceleri yastığım.
Dilim kurumuş
Bir su yatağı,
Katı sözcüklerle
Dolu tozlu ağzım.
Bakıyorum eski
Fotoğraflara.
Hafız Burhan dinliyorum
Taş plaklardan.
Bir pencere çarpıyor
Viran yüreğimde,
Sıvalar dökülüyor
Pervazından.
Dörtnal giden
Ürkek bir attan
Düşüyorum de sanki,
Takılı kalıyor
Ayağım üzengiye.
Sürükleniyorum
Sırtüstü
Çalılar, dikenler içinde.
Mevsim kışa dönüyor,
Hızar sesleri geliyor
Dört bir yandan.
Odun taşıyor
Yorgun kamyonlar.
Kuşlar da gitti.
Çiçekler gelecek bahara
Tohum saçıyor.
Ey benim umudumu
Bölük bölük
Eden hızarlar,
Bu yıl da
Kalıcıyım burda
Verilmiş sözüm var.
Bensiz yapamaz
Lapa olur pirinç kar.
Elimden tutmuş
Sevecen gençliğim,
Buzdan bir yolda
Düşe kalka
Yürümeyi öğretiyor
Yeniden bana.
Geçmiş deyince
Sen geliyorsun aklıma.
Sahi sen yaşadın mı;
Var mıydın acaba?
Yaşadık mı seninle
Aynı zaman parçasında?
Ama ellerin aklımda.
İri gözlerin,
Sıcaklığın geceler boyu
Ve aklığın aklımda.
Senin ağzın tarçın kokardı,
Benimki karanfil.
Birbirine karışırdı
Soluklarımız.
Tek başınayız şimdi ikimiz.
Bende karanfil,
Sende tarçın kokusu
Yapayalnız, kimsesiz.
Ben seni yalansız
Bahar gibi sevdim.
Sevgi adınaydı
Milis beraberliğimiz.
Sabahtan akşama
Günü tarar örerdik
Ve kedileri
İkimizde çok severdik.
İkimiz de yıldız düşkünü;
Bakmaya doyamazdık
Gökyüzüne.
Koynunda terli ferman
Bir atlı geçerdi
Samanyolundan,
Kimsenin göremediği
Kibrit çakımı bir an.
Hiç unutmam;
Adına sikke bastırırdı
Aşk o zaman.
Yani ay doğardı
Tepelerin ardından.
Güzel günlerimiz oldu,
Gecelerimiz
İpek ve kılabtan.
Omuzunda uzun saplı
Eğri tırpan
Ot biçmeye gidiyor
Avurtları çökük
Bir gölge adam.
Karalar giyinmiş,
Ölüm simgesi gibi
Geçiyor sokaktan.
Kulaklarım uğulduyor,
Yapılar eğiliyor,
Çinko damlar
Daraltıyor gökyüzünü
Alaca bir bulut
Geliyor üstüme
Yuvarlana yuvarlana
Kurşundan bir köpekle.
Haksızlık etme
Diyorum kendime.
Kılavuzun oldu rüzgar,
Su gibi dostun.
Eğer dumanlıysa
Kavruk dağlar;
Bil ki gülün ahı,
Hançerin sapı var.
Ey benim umudumu
Bölük bölük
Eden hızarlar,
Oluklu hançer,
Güle narh koyanlar;
Şahmaranın başı için
Payınıza düşen ne?
Bir gün sorarlar.
Metin Altıok
🎭 Şairin Portresi
Metin Altıok
(1940 - 1993)
Felsefe kökenli bir şair olan Altıok, Türk şiirinde "acının ve inceliğin" temsilcisidir. Şiirlerinde imgeyi bir süs olarak değil, varoluşsal bir gereklilik olarak kullanır. Gündelik nesneleri derin felsefi sorgulamaların parçası haline getirir. 1993 yılında Sivas’ta yaşanan trajediyle aramızdan ayrılması, onun "hançer" ve "yangın" imgelerini edebiyat tarihimizde çok daha sarsıcı ve kehanet dolu bir noktaya taşımıştır.
📚 Kaynaklar ve Referanslar
- Altıok, M., Bir Acıya Kiracı, Bütün Şiirleri.
- Altıok, M., Geriye Kalanlar, Kırmızı Yayınları.
🔗 İlginizi Çekebilir: TÜM ŞİİRLER ALFABETİK SIRALAMA
💬 Düşüncelerinizi Paylaşın:
Sizce de şairin dediği gibi "insan öyle yaralı olunca artık ölmez" mi? Hayatınızdaki o "tarçın ve karanfil" kokulu anılar, bugün "hızarların sesi" karşısında sizi ayakta tutmaya yetiyor mu?
✍️ Siirrafim.art
🔄 Son Güncelleme:
2026-04-04T08:27:20Z
Bu içerik size ne hissettirdi?
✒️
Bu sayfada yer alan mısraların telif hakları şairin kendisine veya yasal temsilcilerine aittir.
Gayemiz, edebiyatımızın bu kıymetli hazinelerini tanıtmak ve gönüllere sevdirmektir.
"Paylaşalım ki, sevgi sadece bizde kalmasın; tüm dünyaya nefes olsun."
Hiç yorum yok
Siz bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yazarak katkıda bulunabilirsiniz.